Ana Sayfa Çocuk Edebiyatı Çocuk Hikayeleri Annemin Doğum Günü (9 yaş üstü)

Annemin Doğum Günü (9 yaş üstü)

Odamda ders çalışıyordum. Biraz mola vereyim, dedim. Mutfağa bir bardak su içmeye gittim. Kapıyı açtım. Babam içerdeymiş, “Ödümü koparttın!” dedi. Cep telefonunu, kolunun altına saklamaya çalışıyordu. “Niye sessizce giriyorsun Pelin?”

“Su içecektim,” dedim. Raftan aldığım bardağa, sürahiden su doldurdum.

Babam, cep telefonunu kulağına götürdü, “Pelin’e de söylüyorum Sedat,” dedi.

Sedat dayımla konuştuğunu anlamıştım. Kaşlarımı kaldırdım.

“Ne oldu baba?”

“Yarın annenin doğum günü…” diye fısıldadı.

Ellerimi çırptım, “Çikolatalı pasta alalım,” dedim.

İşaret parmağını dudağına götürdü. “Sus sus! Annen salonda televizyon seyrediyor, konuştuğumuzu duymasın.”

Hiçbir şey anlamamıştım ama babamın sözünü dinleyip sustum.

Masanın kenarındaki sandalyelere oturduk. Babam ciddileşmişti. Kulağıma doğru eğildi.

“Hiç kimse annenin doğum gününü kutlamayacak.”

“Annem çok üzülür…” diyecek oldum.

Dudaklarında bir gülümseme belirdi. “Şaka yapıyoruz kızım. Doğum gününü unuttuğumuzu sanacak. Oysa akşama sürpriz doğum günü partisi düzenliyoruz. Anneannenle deden dahi oyunumuza katılmayı kabul etti.”

“Tıpkı filmlerdeki gibi…” dedim.

“Evet,” dedi babam. “Ve senin de bir görevin var. Sedat dayınla birlikte evi süsleyebilelim diye, anneni evden uzaklaştıracaksın.”

“Anlaştık,” dedim ve mutfaktan çıkıp odama gittim fakat hemen geri döndüm.

Babam, yine telaşlandı, “Aman Pelin…”

“Ne yapayım baba, su içmeyi unutmuşum.”

Mutfak kapısını, arkamdan yavaşça kapadım. Göz ucuyla kontrol ettim; annem salonda televizyon seyretmeye devam ediyordu.

Ertesi sabah, erkenden uyandım. Annem, odama geldi. Neşeliydi, en güzel elbisesini giymişti. “Günaydın Pelin, kahvaltı birazdan hazır olur,” dedi.

“Günaydın anne,” diyerek yatağımdan kalktım. Okul formamı giydim ve kahvaltı etmeye gittim. Ailece sofraya oturduk.

Babam, anneme döndü, “Ben bugün biraz gecikebilirim Ceyda, toplantım var,” dedi.

Annem, hayretle gözlerini açtı. “Hakan biliyorsun bugün…” diyordu ki babam sözünü kesti.

“Ah evet, sıradan bir gün,” dedi.

Annemin canı sıkılmıştı yine de bir şey söylememeyi tercih etti.

“Hadi Pelin, okula geç kalacaksın,” dedi babam.

Okulda bütün gün, son ders zilinin çalmasını bekledim. Heyecandan tek kelime ders dinleyemedim.

Annem, lisede matematik öğretmenidir. Akşamları aynı saatlerde eve dönüyoruz. Ondan önce eve ulaşmak için koşa koşa gittim ve çarçabuk üstümü değiştirip apartmanın dış kapısına çıktım.

Zavallı annem, keyifsiz bir halde eve geldi. Demek ki öğretmen arkadaşları, doğum gününü kutlamamıştı.

“Neden kapının önündesin?” diye sordu.

Sorusuna cevap vermek yerine, “Anneanneme gidelim,” dedim.

Durdu, düşündü. “Gidelim bakalım, belki hatırlar,” dedi.

“Neyi?” diye sordum. Kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyordum.

“Hiç…” dedi.

Anneannem, bizi görünce şaşırmış gibi yaptı.

“Ah sizi görmek ne güzel!”

Dedem de evdeydi. Salonda karşılıklı koltuklara oturduk. Ortamda derin bir sessizlik vardı. Annem sonunda dayanamadı.

“Hangi ayda olduğumuzun farkında mısınız?”

“Şubat,” dedi dedem.

“Peki, hangi gündeyiz?”

“On beşi değil mi? Evet, evet on beşi…” dedi anneannem.

“Yani hatırlamıyorsunuz?”

“Emekli maaşımızı soruyorsan biz aybaşında alıyoruz kızım,” dedi dedem.

Annem, iki eliyle başını tuttu. “Emekli maaşı da nereden çıktı baba?”

“Sen sordun ya?” dedi dedem. Güldüğü belli olmasın diye de eliyle ağzını kapatıyordu. Annem öylesine kızmıştı ki güldüğünü fark etmedi bile… “Hadi Pelin gidiyoruz,” dedi.

“Yine gelin,” dedi anneannem.

“Küstüm, gelmem,” dedi annem.

“Küsme benim güzel kızım,” dedi dedem.

Daha partiye bir saat vardı. Sokakta oyalanmaya devam etmemiz gerekiyordu. “Parka doğru yürüyelim mi?” dedim.

Annem derin bir nefes aldı. “Hava almak bana da iyi gelecektir,” dedi.

Parka varmıştık. Çınar ağacının altındaki bir banka oturduk. Güneş batmaya hazırlanıyor.

“Bugün benim doğum günüm,” dedi annem. “Hiç kimse hatırlamadı. Ne kadar büyürsek büyüyelim, doğum günlerimizde çocukluğumuza geri dönüyoruz. Kutlama yapmak istiyoruz.” Sesinden canının sıkkın olduğu anlaşılıyordu.

“Bana da kırgın mısın?” dedim. “Kusura bakma, henüz doğum günlerini aklımda tutamıyorum.” Ayağa kalktım. Kendi kendime, “On dakika daha sabret,” diye mırıldandım.

“Bir şey mi dedin Pelin?”

“Eve gitme zamanı anneciğim.”

El ele tutuştuk ve ağır adımlarla ilerleyip evimize vardık. Misafirlerin, salona saklandığını biliyordum.

Annem montunu çıkardı, askıya astı ve salonun kapısını açtı.

“Sürpriz! İyi ki doğdun Ceyda!”

Babam önde; akrabalarımız, annemin arkadaşları, komşularımız arkasında…

“Doğum gününü unutmam mümkün mü Ceyda?” dedi babam.

“Doğduğun gün, sanki dünmüş gibi aklımda,” dedi anneannem.

Annemin neşesi yerine gelmişti. Sevinç gözyaşlarını sildi ve “Hepinizi çok seviyorum,” dedi. Alkışlar arasında, doğum günü pastasının üzerinde yanan mumları üfledi.

 

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz