Şiir

Behlül Yokuşu

Sokak düşleri nelere kadir;
Bir vakitler ben de bir ahmak ıslatanda düş-müştüm
Bir yokuşun ardı sıra
Yokuşta kadınlar dolusu hikaye…
Fatma Teyze, Karadeniz’den bir fırtına katardı peşi sıra
Yemenisini bağlar tepeden bakardı
Kahvedeki Koca İsmail’i gözlemekteydi yaşlı gözleri
Bir vakitler derdi; ben henüz 13 yaşımın…
Susmayan hüznü kavgalıydı mahalleyle
Deli Fatma derlerdi, bıçak da çekmiş vaktiyle gençliğe
Amma ne güzel söverdi kadere
Babalar kocalar ve oğullar manşet olurdu masada
İnce bellinin dili olsa da kondursa tüte tüte…
Sokak düşleri nelere kadir;
Bir vakitler bende bir ahmak ıslatanda düş-müştüm
Bir yokuşun ardı sıra
Komşu Fatma Teyze özlemde, ne vakit bir yokuş görsem.
Sumru vardı bir de; Kadın kırmızısı
Etekleri yetmişinde edalı
Kediler aşıktı en çok Sumrucuğa,
Bir de yalnızlığım.
Mütemadiyen karşı ahşap köşke kayardı gözlerim
Sumrucuk bir sabah neşesi, yokuşun Deli Fatma’sına inat
Çıplak bir hayalbaz olurdu yaz penceresinde
Ne güzel kadın kırmızısı…
Behlül yokuşu inişinde hala Çiçekçi Dilber
Ablam derdi… derdi.. derdi… Demetlerdi nergis kokusu
Dilber üşürdü her daim kadere
Yeşil yelekli fistanı tombul bedeninde…
Bir de ben vardım yokuşta
Ara sıra merdivenlere çökerdim marifetle
Mevsim yapraklarını sayardım inatla…
Sokak düşleri nelere kadir;
Bir vakitler ben de bir ahmak ıslatanda düş-müştüm
Bir yokuşun ardı sıra

Yazar: Ayşe Nur Demir

“Kelimelerin ve kuşların peşinde bir hayal gölgesi..."

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir