Ana Sayfa Edebiyat Deneme Beyaz Kelebekler Çağı

Beyaz Kelebekler Çağı

(kalbi beyaz, yüreği beyaz, önlüğü beyaz güzel insanlara)
Mühürleri gönüllerinde gömülü birer nehirdiler. Gölgeleriyle beraber akıp giderlerdi çorak zamanlara. Uyku ülkesineydi yolculuk… Akıp akıp eksiliyorlardı.
Sesler başkalarının şarkılarıydı
O yüzdendir ki güller biraz küldü
Her hazan birer bülbüldü
An ölümcül bir şekilde yaralıydı
Zemheri yalnızlıklardan da beter acıydı hayat
Göçebeydi şarkılar
Vebalıydı gevrek umutlar
Ve
Çadırlar toplanmıştı
Çocuklar habersizdi
Anneler biçareydi
Biraz gül biraz bülbül biraz da küldü mekân
Sırtlarındaki hırkaları bin yılların aşımına direnen tılsımlarla doluydu. İyilik üretmişlerdi, aşk yaratmışlardı. Üşüyen çorak zaman ve mekânlara aşk ve iyiliği serpmek için yollardaydılar; güzellik yeşerecekti… Işık ışık ışık gerekiyordu vebalı, sonradan görme akıllara.
Işığın ve iyiliğin gözleyenleriydiler ve o hain, o kindar karanlık çığ gibi, akıl ve vicdanını yitirmiş istilalar gibi çoğalıp büyüyordu.
Avcılar, işleri güçleri kötü insanlar yaratmak olan kötü tanrılarla bir olmuş durmadan hırkalarında sadece aşk ve iyilik olan dervişleri avlıyorlardı ve gariptir ki ömrü daha uzundu iyilik dervişlerinin avcıların ise ömrü daha kısaydı. Kendine Brütüs’tü avcıların yaylarına ok olan çekirgeler. Güzelliğe saplandıktan sonra sonları daima yok olmaktı cühela okların.
İyiliğin gözleyenleri yorgundular ama altın ömürlüydü yürekleri.
Yaralıydılar…
Sadece ışıkları vardı gözleyenlerin. Kahramanlar çağı kahredenler çağına evirilmişti. Kahredici barbarlık; hırs, kin ve ihanet dergâhlarında köpürdükçe köpürüyordu.
Kararlıydılar…
Talan edilmişti sevdaları, aşksızdılar. Bomba doluydu hanlar, tuzaklanmıştı bütün yollar, savrulmuştu bütün yolcular. Kendinden geçmiş bir nefretle vuracak akıl arıyordu birileri.
Susuzdular…
Sonra Beyaz Kelebekler Çağı geldi. Hırkaları hayal ve umut yüklü gözleyenler dinmeyen umut yağmurları eşliğinde bin yılların yorgunluğuna rağmen kendi şarkılarını mırıldanmaya başladılar. Çorak zaman tarlalarından aşk ve umut yeşeriyordu ve hırkaların katığıydı acı, güzelliğin ve aşkın bedeli…
Farkındaydılar…
Bütün zamanlar leylaktı… Anlam acıya gebeydi. Acı özgürlüğe haberdi, haber yalandı, çünkü fail insandı. Yine de aşk mevsimiydi, kalpleri birer kelebek olan gözleyenlerin yüzü hürmetine zamanın çorak çöllerine delice bir umut yağıyordu ve ertesi güne sabahın seheri; Anka misali tekrar diriliyordu.
Aşkları sadece iyilikti dervişlerin
Yalan yoktu hile yoktu hayatlarında
Bu korkunç çağın fedaisiydiler sadece
Beyni büyümüş korkak şımarıklarını
Beyinsiz acımasız ve görünmeyen düşmanlarından
Ölümüne korumaya çalışan
Beyaz birer kelebektiler.

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz