Ana Sayfa Edebiyat Deneme Bir Sonbahar Yaprağının Düştüğü Yerdeyim

Bir Sonbahar Yaprağının Düştüğü Yerdeyim

Bize kaldı yüreği sökülmüş çağı yeniden yaratmak…

Buyruk en ağır yükün altına soktu, kaçacak onuncu köy arıyoruz her gün kocaman yetmişliklerin son demlerinde…          

Özlem durur, parçalar kendini. Kendisinden bihaber, o kayıp sevgililer yüzünden.

Beynim kahkahalar içinde! Görmüyor hiçbir şeyi! Görmek istemiyor. Oysa görerek dövüşüyor herkes; bir benim körlüğüm tutmuş.

Ne desem ki! Mülksüzüm işte, mülkün sefaletindeyim, sefaletin felsefesinde, felsefenin kimliksizliğindeyim. Her gün kahkahalarla gülüyorum kendime, birileri gülerse hissetmeyeyim diye!

Zaman aldattı

Zamane ile yattı

Onursuz veledi-zinalara gebe

Ne zaman sigara içmeye yeltensem, kendi bedenime dönüşür dumanı, tekrar çizerim resmini ve Abidin DİNO halt eder,  çünkü yüzünün sahralarıyla karşılaşırım. Uzak ve uzun çöller yetmez hasretliğine! Kim demiş çizilir mutluluğun resmi, dört parça yüreğin, her dört odacığın olmadan asla!

Bakışın

Duruşun

Gülüşün ve Abidin DİNO

Ve haritan

Ve hayalindeki resim

Düşlerindeki dünya

Yüreğinin hançer yarası

Fırat, Dicle ve cennetin ötesi

Babil’in Asma Bahçeleri

Gılgameş’ten Anahita’ya, Venüs’e, Afrodit’e,

Dağların şeyhine

Kartal kalesine

Moğol marifetine

Rüstem’in Tulgasına kahkahalar içindeyim işte

Beynim yangınlar içinde

Eyyûbi aşkına doğal ödemlerdeyim. Beynim affet-i devran! Patlasa Hiroşima halt eder, Hitler pişman olur, İbrahim gül(l)e oynaya gider ölüme, Galileo iftiraya dönüşür, Bruno bin parçaya böler kendini, bin defa kendi yakar bedenini. Ben Sîmurg’a dönüşürüm Kaf Dağı’na varmadan. Tsunamilere yakalanır, milyon zerrelere dağılırım. Fırtınala, kaçağından çay içmeye gelir beynimin dergâhında! Çöller cevap olmaz aşkıma, dağılan dağlar yol olmaz düşlerime, Cemşid’in mahzeninde Emer ibn Hayyam’a mayalanırım, tüm mayalıların serseri iknasına bırakırım kendimi. Kimse avutamaz beni, tatmin edemez beynimin ödeminde.                                                 

Ancak bir Tufan toplar beni bir tesadüf ihtimalinde.

Afet-i Devran beynim alevler içinde, ses içerden geliyor! “Kimse söndürmesin!” Bu ateş bir şeyler diyor! İbrahim’i getirin, firavunu! Toplayın küllerimi, ırmaklara dönüşeceğim, ama kimse söndürmesin ateşi, mum alevinde yansın her şey ve herkes! Tekrar tekrar aslına dönsün. Kimse söndürmesin ateşi…

Dinleyin!

Cervantes geri dönecek, İsa geri dönecek. Deccal yaşıyor hâlâ, Mehdi pimi çekmek üzere, bir atom bombası her an. Tatminim yakamoz vakitleri…

Kader dedikleri bir saniyedir, en az bir ömür kadar uzun…        

Düşen bir sonbahar yaprağının düştüğü yerdeyim! Ben,ben değilim artık, bir de başka yerlerdeyim, başka boyutlarda. Beynim her sonbaharda kahkahalar içinde olacak, aynı yerde, ceviz ve çınar ağaçlarının gölgeleri daimi adreslerim kalacak. Kim sorarsa oralardayım, oralarda olacağım. Ve kalacağım. Yüreğim her korkudan acı duyacak.  Çöllerime yağmur düşemeyecek, düşürmeyecekler bilirim.

Ve Afeti-Devran ödemli beynim, taşan sellerde şimşekleşen günahlı beynim, katığı acı ve kayıp olan zavallı beynim, her daim kahkahalarda olacak.

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz