Şiir

Kahverengi Yalnızlıklar

Gecenin sazende gözleri altındaki bu yalnızlık
Buğulanan camlar ardında duran şu sisli perdeler
Dışarda duran şu kavak ağacı
Kulaklarımı tırmalayan kalabalık, şu siren uğultusu
Şu tatlı gri telaşlarım, bitmek bilmeyen koşuşturmacalarım
Yığın dolusu şeyler silsilesi, bir sürüler, bir sürü…
Ah ne yaman bir yaşama tutunma biçimi
Ah çileli, debdebeli yaşantım benim
Saçlarımı dağıtan şu rüzgar, yüzümü ıslatan bu yağmur
Uzak evlerden gelen iğde kokusu, osu, busu
Türlü yığınlar arasında kaybolan bir ben ordusu
Beton yığınlara çarparak dağılıyor meltemler
Saçılmış dört bir yana alevler
Ağaçlardan yeşili çalıyorlar, ne bir ses, ne de bir kova su
Kahverengi yalnızlıklarla baş başa kalıyor cümle ben ordusu
Gece artık siyah değil kahverengi, evler kahverengi, insanlar kahverengi, kediler, köpekler kuşlar bile
artık kahverengi…
Kahverengi yalnızlıklar ardında sıralanıyor tümceler, heceler, kimi zaman içimde geceler
Yarım kalmış türlü firakın elemidir
Düşlerin eksik kalan mavisinin, yeşilinin kederidir
Ukteler birikir kimi zaman bir hicran yarasında
Hangi ahın narasına? hangi devrin pervasında?
Koca mavi yığınlar sessiz
Tavşanlar, kaplumbağalar, ceylanlar türlü canlar olan bitenden habersiz
Ya siz, ya biz, kırmızı çalarken yeşili, kahverengi yalnızlıklara boğulmuşuz
Kocaman kahve kokularında yeşile özlem duyan bir ah dolusu
Ağaçlardan yeşili çalıyorlar, ne bir ses, ne de bir kova su.

Yazar: Fırat Agece

1997 Muş- Merkez 2016 Lisans macerası, Konya Selçuk Üniversitesi- Siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümü İnsan neydi ki? Bu kadar değil mi? "İnsan" tanım dışı bir varlıktı benim için Hem her kalıba sığanın bir tanımı olmalı miydi? Mesela yurtsuzun bir adı yoktu bende, ne de sığınacak bir evi, en çokta şaşırılası bir adresi... Her şeyim Konya'ya gitmekle başladı, acılarımı orda doğurdum ben ve kendimce edebiyat dedim onlara, şairlerden şiirler okudum onlara günden güne büyüyen acı ve eriyen bir ben bıraktım tanımsız lığıma... Şair ruhlu insanları severek yazmaya başladım, Acılarımı doğurtmaya yardımcı oldukları için, Bir kadın sevmek ve ruhunda hırpalanarak yoğrulmak en büyük hazzım oldu ve sonrasında doğmak bu kadından... Yazmak, yazmak ve yine yazmak tüm mürekkepler isyan edene kadar yazmak, selam olsun tüm kalemleri ağlatanlara...

This Post Has One Comment

  1. İrfan Erdoğan Cevapla

    Çok güzel bir şiir. Tebrik ederim canım….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir