Metaforik Düşünce

Poşet Savrulmaları

Balkonda, arkadaşlarının yanından düşmüş…
Ya da itilmiş…
Yerde duran ve esen rüzgârın yönüne göre…
Kendi alanından ayrılmadan savrulan…

‘Bir market poşeti gibi hayatlar gördüm!’

Fırtına ile beraber tam özgürlüklerine de kavuşamıyorlardı.
Ve ait oldukları yere de dönemiyorlardı.
Birkaç adım mesafesine sağa…
Sola!
Öne…
Geriye!
Ve en çok sonuncusu galip olurdu böyle hikâyelerde…
Giden, geriye…

En çok sonuncusu üstün gelirdi diğerlerine.
Yaşamaya da.
Ölmeye de.
Daha önce neler taşıdığını bilemiyordu kimse.
Hangi ellerce kullanıldığını…
Hangi ağırlıkları kaldırdığını…
Ya da, hangi sivriliklerden delindiğini…

Çünkü o poşetler de biraz…
İnsanlar gibi!
Siyahları ayıp şeyleri taşımakla görevli…
Düz beyazlar aile evi!
Ha bir de mevcut ki renklileri…
Ve kalanları, bilmemeli!

İnsanlar da insanların sivriliklerinden…
Delinebiliyorlar!
Değil mi?
Poşetler gibi…
Kalpleri…
Ya da zihinleri!

Havanın kararmasına doğru biraz daha umutlanıyorlar balkondan uçmak için.
Ya da damlardan…
Çatısız alanlardan.
Ama gece çöktü mü tam…
Başlıyor, mevsim ne olursa olsun…
Ağıt ayları!

Dikkat ediniz!
Taşınan her poşette bir insan silueti vardır.

Biri ’bakısma’ taşır içinde…
Bir diğeri…
Mısır gevreği!
Birinden, birbirine değen tombik promillerin
Sesleri gelir değil mi?
Bir diğeri, zemzem belki…
Hac dönüşleri, malum…
Komşuluk gereği!

Ve her şey biziz buralarda.
Bir tencere kapağı…
(Kulpu kırık olmalı!)
İki küçük domates…
(İyice kızarmalı!)

Ya da bomboş bir poşet…
İçi, bizi yansıtmalı.
İçimizi anlamalı!

İntikam olsun bu satırlar.
Poşete giren bedenlere…
Ona ağlayan annelere…
Sınır çizgisi ihlallere…
Zenginliklerden düşen necipliğe…
Hatta…
Şöhretlerden, Sohrablara!

Aldım şairliğimin tescil ödülünü!
Kendimi, ‘yılın aptalı’ ilan ediyorum.
Çok bir şey başarmış gibi…
Bir boş poşet üzerine…
Kalkmışım…
Okuyor bir de hala…
Kalkmışım…
Şiir yazıyorum!

Sor kendine güzel dostum:
Ben, ne yapıyorum?

Ölümü mü anlıyorum?
Sanmam!

Ölümüme ağlıyorum!

Yazar: Haydar Alper Eser

Ağustos 1998’de Diyarbakır’da dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini bu şehirde tamamladı. İki ayrı lisans derecesinden, ilki Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR), ikincisi ile İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimidir. Eylül 2019’da ‘’KİMLER İÇİN YAZDIM?’’ isimli nesir kitabı ile okuyucu karşısına çıktı. Kendi kitabını bir tiyatro metnine çevirip bunu iki perdelik müzikli bir oyun şeklinde farklı konumlarda sergiledi. Özellikle kültürel farklılıkların psikolojik bağlamdaki yeri, ölüm olgusu, zenofobi, çocukluk dönemi getirileri ileri yaşlara etkisi gibi soyut sayılabilecek konuların gündelik hayat üzerindeki etkisini inceleyip işliyor. İçerikleri çeşitli yayın mecraları tarafından kabul görülmeye ve yayınlanmaya devam eden Haydar Alper, şu an İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine devam etmekte ve bölgesel gazetelerde köşe yazarlığı yapmaktadır. Zaman ayırıp inceleyen gözlere sağlık, yayınlama nezaketi gösteren fikirlere de selamet diler.

This Post Has One Comment

  1. Recep Eser Cevapla

    Doğrusu poşetten başlayıp ölüme giden bir yazıyı hiç beklemiyordum
    Ne güzel bir anlatım
    Ne güzel bir yorum
    Ne güzel bir bakış açısı.
    Yüreğine sağlık
    Kalemin daim yüreğin var olsun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir