Ana Sayfa Zamansız O An Anı Sıradanlığın Sıradışılığı

Sıradanlığın Sıradışılığı

Sıradan olmaktan uzaklaşmak gibi bir gayretin içindeyiz, çoğumuz. Sıradanlıktan kaçarken çoğu defa sıradanca eğilimler, tutumlar ve davranışlar içinde debelenip dururuz. Her ne kadar algılar ve istekler sıradanlıktan üstünlüğe bir eğilim gösterse de, içinde hapsolduğumuz sıradanca davranış ve tutumların esaretindeyiz. Bunu fark etmem çok erken zamanlarda olan bir durumdu. Burada yanlış anlaşılmasın sıradanlıktan üstünlüğe terfi etmenin işareti değil, bilakis kendi sıradanlığımdan kurtulamayacağımı bilip haz almayı seçen biri olarak anekdotları zikredeceğim. Çoğunuzun gördüğü ama tanımlamadığı ve hepimizin çokça yaptığı sıradanlıkla buyurun bakalım!

Orta son sınıftaydım, akıllı, efendi, çalışkan bir öğrenciydim, hem dersleri daha iyi dinlemek, hem de deniz hocanın parfüm kokusunu almak için ön sırada oturuyordum. Bir gün ders esnasında şu an hatırlamadığım bir yaramazlığı yapıp en arka sıraya postalanmıştım. İşte ne olduysa o gün o arka sıraya geçince oldu…

En arkada oturunca kimseyi ensemde hissetmediğim o gün bir aydınlanma gelmişti. Görüş açım ile beraber düşünce sistemim de değişmişti. Herkesi her şeyi görüyordum, sınıf ineklerinin heyecanla parmak kaldırışlarını, birçok kişinin lacivert ceketleri omzunda saçlarından düşen kepeklerini. Herkesin ense tıraşını, ayağa kalkan kızlarının eteğinin buruşmuş hallerini. Teneffüste dışarıda o pileli etekler nasıl ütülü duruyordu anlamıyorum, o zaman nano teknoloji  de yoktu. Sanki bir padişahın halka karışması gibi çarşıya pazara inmesi gibi bir şeydi benimkisi, eğlenceliydi.

Herkesin açığını görüyor tek başıma içten içe gülüyordum, üst üste platonik gülüşler serisi…

Sınavlardan yüz puan almayı bırakmıştım, soruların tümünü bilmeme rağmen hepsini cevaplamıyor 85-90 arası puan alıyordum, 100 alıp dikkat çekmeye arkadaşlarımın haset ve nefretlerini almaya ne gerek vardı ki, satranç turnuvalarında birinci değil de ikinci olmayı seçiyordum bilerek yeniliyordum. İkinciyi kimse sallamıyor birinci göz önünde üçüncü sinirden çatlıyordu, üçüncü ikinciyi sallamıyor rakip olarak birinciyi görüyordu, birinci aslında ikincinin daha iyi olduğunu biliyordu, öğrenciler birinciden nefret edip, üçüncüye acıyorken ikinci yani  ben tüm bu olanları görüyor daha çok eğleniyordum. O gün yine anlamıştım ki gümüş altından daha değerli, bronzdan daha keyifliydi. Tüm öğrenim hayatım böyle geçti, lise üniversite…

Arabam olmasına rağmen arada toplu taşıma araçlarına biniyordum. Dolmuş ve otobüslerde en arkaya oturuyordum, ayakta ve oturan herkesi görebiliyor, duyabiliyordum. Hem çok zevkliydi. Önde oturunca şoföre para uzatıyor üstünü alıyor, gözün yolda varacağın yere gidiyordum. Oysaki arkada oturmak öyle miydi, dışarıdan gelen güneş ışınlarının cam kenarında oturan kellere vurduğu yansımayı, ayaktaki koltuk altı kokan insanların yanındaki insanları nasıl rahatsız ettiği yüzlerini nasıl ekşittiğini, çok fazla olmasa da temel dürtüleriyle  bakan gözleri, ayakta kaldığı için niye utandığını anlamadığım insanların girdiği tripleri görmek paha biçilmezdi. Önündeki adama parayı uzatıp onun da bir öndekine uzatması şoföre kadarki yolcuğunu gözlerinle görmek, kıyıda uçan martıları izlemek kadar sanatsal ve güzel.

Sıradan olmak bambaşka bir şeydi, keyifliydi alaycıydı, eğlenceliydi, hayatın tüm dönemlerinde bir şekilde öyle davranıp daha çok keyif alıyordum. Yine çok farklı olmaya çalışanların hikayelerindeki sıradanlığa bir örnek vereyim. Ülke geneli seçimlerde akrabalarımdan dostlarımdan siyasete atılanlar var (malum ya yönetecek, tribe girecek ve bir o kadar da sıradanlığını unutacak işte), arada onlarla köylere mahallelere gidip oy istiyoruz, yine aynı şeyi yapıp önlerden kalkıp herkesin arkasına geçiyor kulak kabartıp herkesi duyabileceğim görebileceğim bir köşeye geçip kayıt tuşuna basıyordum. Halk bak şimdi oy için nasıl geldi şimdi dünyanın yalanını söyleyecek oy isteyecek nah veririz!  Sana diyenleri duyuyor gülüyordum, konuşma bitince siyasetçinin arabasına biniyor orada konuşanlara kulak kabartıyordum.

-Vallahi efendim bunlar bize oy vermezler puştlar artık üç beş oy ne alırsak…

Arkada olmak zevkli anlayacağınız.

Geçenlerde büromda asıl işi öğretmen olan ama aynı zamanda filolog, antropolog, fizikçi, kimyacı edebiyatçı, tarihçi, kebapçı, gurme, karateci bir dostum ile asıl mesleği muhasebeci olan aynı zamanda bilgisayar programcısı, imam, tarihçi, araştırmacı, kepçe operatörü , halterci arkadaşım ile koyu bir tartışmaya girdik. Her şeyden konuşuyorlar birbirlerini yiyorlardı resmen. Onlara yetişmek araya girmek mümkün değil, tüm bildiklerini kusuyorlar, haklılığını ispat etmek için ana okuldan bugüne kadar tüm bildiklerini birleştirip bir bomba haline getirip atıp geri çekiliyorlardı. Saatlerce bu savaş sürdü ben ise hiç konuşmuyor, dinlemeyip dinliyormuş gibi, anlatmıyor anlıyormuş gibi arada göz kontağı kurup asıl işim olan PC’de 101 okey oynuyordum. Tam okeye dönüyorken birden iki çift gözün bana baktığını ve saatlerdir beklediğim anın geldiğini görmüştüm. İçimden hah şimdi sıçtım ağzınıza, gelin bakalım kucağıma siz hele. O meşhur sevdiğim soru yine gelecekti (bu çok yönlü! Sabit tutumlu ve tek davranışlı arkadaşların sıklıkla yaptığı şeydi).

-Sence hangimiz haklı? Sen ne diyorsun bu konuda?

Yüzümde ciddiyet içimde zafer naraları o an gelmişti. Benim hakemliğime ihtiyaç duyulmuştu (Yine çok yönlü oluşlarını bir hükme bağlama gayretindeydiler tabi ki).

Laann puştlar! Siz ne kadar biliyorsanız bilin kimin iyi olduğuna kimin haklı olduğuna sıradanlıktan zevk alan ben karar veriyorken, sıradanlığa baş kaldırış hüviyetinde olan sizler daha da sıradanlaşıyordunuz, benim gibi sıradan ve basitten zevk alanın nazarında. O kadar bilgiçlik taslayıp bağrıştınız da ne oldu bak bana geldiniz yine. Allahım!!!  Nasıl bir zevk bu… Sıradan olan iki çok bilen üstünün sıradan davranışı.

Gayet ciddi bir ses tonuyla ben;

-Aslında ikinizin de haklı olduğu taraflar var. Birinize sen haklısın diyemem bu konuda, ikiniz de çok iyi ve gayet mantıklı şeyler söylediniz. Beni çok etkilediniz, çok şey öğrendim sizden. Bence bunu sonuçlandırmayalım çok erken, yarın yine buluşalım bu konuları tekrar tartışalım dedimJ

-Oğlum bırakır mıyım lann sizi o kadar eğleniyorken…

Evet değerli kompleks arzuda olan ve sıradanca davranışta bulunanlar, sıradan davranışlar ile kompleks arzu ve istekler arasında kalmak sıradan yaşamanın güzelliğinde olan ve bunun farkında olan için bile çok sıradanca (buradaki sıradanlık basitlikten uzak bayağı anlamındadır) bir davranış kalıbı. Bireyin öz davranışını ve tutumlarını kabul edip yaşamaya geçirmesi, gerçek anlamda rahatlığı getirdiği gibi bunu etrafındaki insanların davranışlarında gözlemlemesi trajikomik bir hal oluşturmaktadır.  Bu yüzden diyebilirim ki, sıradan olmayı tercih etmek daha güçlü bir eylemlilik içerir ve dayatılanı reddetme ile başlayan ve özünü kabul ile devam eden bir sürecin kapısını aralar.

10 YORUMLAR

  1. Insanın yüreğine dokunası bir yazi .. 6defa okudum her seferinde ayrı bir noktası hoşuma gitti kim bilir daha neyini keşfedeceğim 🙂 yüreğine sağlık hocam . Severek merakla takip edeceğim sizi ..

  2. Sadelik ve doğallıktı aslında sıradanlık deyip de uzaklaştığımız her şey.. Sıradışı olacağım derken, yapmacık insanlar olduk, bu yüzden yalan sevdalar türedi, sahte dostluklar.. En güzeli, sıradan ama gerçek olalım sıradışı olup sahte olacağımıza..
    Ne güzel anlatmışsın Fırat Duyan. Emeğine sağlık..

  3. Bu değerli gözlemlerinizi böyle açık yüreklilikle ifade edip paylaştığınız için teşekkür ve tebrik ederim. Akıcı ve sıradışı 👏👏

  4. Sıradan bir okul gününde sıradan bir çocuk sıradan rüyalarından uyandı, sıradan yatağından kalktı, sıradan bir biçimde tuvalete gitti, elini yüzünü yıkadı, sıradan giysilerini giydi ve sıradan kahvaltısını yaptı”
    “Sıradan çocuk sıradan sınıfına girdi ve sıradan sırasına oturdu. Ve sonra oldukça sıradışı bir şey oldu… Günaydın herkese diyerek oldukça sıra dışı biri sınıfa daldı. Benim adım Bay G. Sizin yeni öğretmeninizim”.(Once Upon An Ordinary School Day. Yazar: Colin McNaughton

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz