Ana Sayfa Edebiyat Deneme Devridaim

Devridaim

Kelimeyi ilk duyduğumda nedense aklıma kombi geldi. Combi soğuk suyu ana arterden alıyor, içinde döndürüyor ve ısıtıp bana iletiyor, o yüzden devridaim kelimesi ilk olarak aklıma kombiyi getirdi. Bunu hiç durmadan sürekli yaparken, hiç yorulmayan bu alet, her ihtiyacım olduğunda bana sıcaklığı iletebilme imkanına sahip.  

Soğuk havada sıcacık suyla yıkanırken geldi aklıma, hayat gibi sürekli devinim ve sürekli sıcak.

Ve aynı günün sonunda gezdim sergiyi, tesadüfün böylesi; serginin adı, “Devridaim”
Beni benden alan hislerle gezdim ve gerçek devridaimin aslında doğum- yaşam-ölüm üçgeninde olduğunu idrak ettim.

Küratör soruyor; Sonsuzluk sınırlı mıdır? Benim zihin bir afallıyor…

Sergiden çıkışta boşluğa bakıp düşünüyorum. Doğum anında minicik bir bebekken ölüm korkumuz yok. Bilmeyiz böyle, o nedir? Yaşam içinde salınır, her şeyi kendi içinde anlamlandırırız. Peki, ne zaman yaşam korkuya döner? ‘Kontrol elden çıktığında’ diyen kendime sesleniyorum.

Korktun da neye engel oldun?

Ölmeye mi? Düşmeye mi? Üzülmemeye mi? Kırılmamaya mı? Yoo… İlla ki o döngünün içindeyiz, çıkmak henüz sahip olduğumuz teknoloji ile mümkün değil. Tam bir devridaim ’in içindeyiz.

Doğmak sürekliliği sağlarken, yaşam uyumlanmayı gerektirir. Yaşamla uyumlanıyor olduğumuzdaki huzurumuzu düşünün. Kabulde ve akışta tam bir mindfulness hali. Oysa neredeyse her gün hayatla kavga içindeyiz. Kim kimden üstün gelecek telaşıyla. Oysa hayat denilen devridaimin biz yaşarken başımıza gelen olduğunu idrak ettiğimizde ne keyifli oluyor, itişmeden, itiştirmeden.

Ardından sergi kitapçığındaki soru beni düşündürtüyor. Hayatın size bir vaadi olmasını mı bekliyorsunuz? Boşuna çaba, sadece gerçeğe bakmanız yeterli. Gizler, gerçek adı altında bizlere göz kırpıyor sanki. Bir anlık tebessüm ile bize ekleniyor. Sonsuz devridaimi içinde, hayatı sorgulamakla sıcak suyu tam ısıtamadan bize ulaştıran kombi yüzünden duyduğumuz rahatsızlığı hayal edin.

Çok sevdiğiniz bir şeyin paramparça olup elinizde kaldığını…
Serginin içinde yol aldıkça aklımdaki devridaim şekilden şekle bürünüyor.

Kabul ediyorum ki kırıyor, üzüyor ya hayat bizi. Yerden yere vuruyor, çok acıtıyor. Çiğneyip, tükürüp attığı bile oluyor sanki. Ancak Japon Felsefesi Kintsugi bambaşka bir açılım sağlıyor zihnime, Bu sanat kırılmış eşyaları altınla onarırken, bize yaşamın içindeki kusurlardaki güzelliği görmeyi hatırlatıyor. Ernest Hemingway’ın dediği gibi, “Dünya herkesi kırıyor ve sonra bazıları o kırık yerlerden daha güçlü çıkıyor.”

Rivayete göre Japonya’da bir imparator çok sevdiği vazosu kırılınca Çin’e gönderiyor, vazosu geri geldiğinde metal zımbaları görünce küplere biniyor. Japon zanaatkârlara, daha güzel bir yol bulmalarını istiyor. İşte 15. yüzyılda bu şekilde, ihtiyaçtan doğan bu sanat günümüze kadar geliyor. Kin altın, Tsugi ise birleştirmek, yamamak demek. Kırıkların arasındaki altın, kırılmış olsa da, bozulmuş olsa da bir şeyin hâlâ değerli belki de olduğundan daha değerli olduğunu söylüyor. Kusurlu olana, kırık olana yeni bir yaşam armağan ediyorlar. Kintsugi’nin amacı kırık vazonun yeni gibi görünmesi değil, kusurlarıyla güzelleşmesi, sizin bakış açınızın değişmesi. Yani aslında bir yeniden doğuş anlamı taşıması…

 Şimdi tam 2020 içine adım atıyorken, acaba bizlerde devridaimin içinde oluşan kusurlarımızı yeniden doğuş olarak ele alıp bambaşka bir yol izler miyiz?
 Ne kadar zorlayıcı olabilir ki? Kırılır, kırıklarımıza altınları sıvar devridaime keyifle devam ederiz.

Önceki İçerikAh O Gemide Ben de Olsaydım
Sonraki İçerikAyrılığa Üç Durak Kala
Stella Namet Abulafya
1971 İstanbul’da doğdum. Eğitim hayatım öyle çok şatafatlı değil, İstanbul Üniversitesi Dericilik bölümü mezunuyum ve mesleğimi hiç yapmayanlardanım. İşim gereği çok seyahat etmem insan hallerini gözlemlemeye imkân tanıdı, bu da beni yazmaya teşvik etti. Kanserle tanışıp haşir nesir olmamızın kurgusunu yazdığım “PENCERE" ve yola çıkma cesareti gösteren tüm ruhlar anısına yazdığım “3 NOKTA YOLDAN ÇIKANLAR” adlı basılmış iki kitabım mevcut.

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz