28 Eylül 2026ISSN 3150-0757

İnsan Kokusu

Sevgili Zin,

 

 

İnsanın en güzel kokusu; sevgidir. Sevginin yanına aşkı, vefayı, saygıyı, merhameti, ilgiyi, şefkati ve Mem’i koyarsak; insan cennetin tedarikçisidir.

 

Ancak insanın en kötü kokusu; nefrettir. Nefretin yanına; kini, kıskançlığı, ihaneti ve yanına utancı da koyarsak; insan bir cehennem tetikçisidir.

 

İyi bir kul olmayı öğretenler; kötülüğü besleyen kitaplar gibidir. Kâtibin hükmünü şaşıran vaizin sesi; dili, damağı ve zihni bulandıran yoldur.

 

“Vardır bir bildiği” dediğimiz fukara; bir pragma obezi ve Ortadoğu rakkası. Cebinde köle akidesi; devşirme çoban olmayı öğütler.

 

Sevgili Zin! İnanma ona. O, kötü insanın kokusu. Sarı benizli adama ev zencisi olan şaibeli meddah. Geniş başlı hamamböceğinin hepçil kafası; makarna kırıntısındaki nişasta zehri.

 

O; berrak suyun göğsüne çöken karanlık, sıvadığı balçıkta çürüyen murdar, hakikati saklayan gafil ve paslı eski bir cehalet.

 

Sevgili Zin! Cehalet, kötü bir açlıktır. Önüne hangi bilgiyi koyarsan! Yer, yalar, yutar ve kokutup yayar.

 

 

 

 

 

Sevgili Zin,

 

 

O; sahte cennetteki ada mahkûmu, aklını yitirmiş zindan faresi. Zindandaki mahkumlara özgürlük bildiği lağımı anlatır, durur.

 

O; eski bir doğmanın eşeği, çirkin insanın hilesi, kötü insanın zenginliği, nâdan adamın koşulsuz iştahı ve körün aynası.

 

O; yeni hikâyenin Kronos vakası, bir tohum düşmanı, elin efendisine eş-dost ve sentetik zaferin sefaletinde evladının azığını yiyen canavar.

 

Onlar; kör bir sürü, despotik kırbacın sesleri, plastik terlikli şahın uşakları ve kavram tüccarları. Büyülü sözlerin, anlaşılmaz kılıfların ve uyduruk terimlerin şükürleri.

 

Onlar; suçlayıcı gafiller, sahte hürriyetin kulları, yarının hırsızları ve beşiğin al karaları, ormanın zehirli kökleri.

 

Onlar; yeni jargonun gölge müşterileri, hakikatin düşmanları ve dumanla beslenen gölgelerdir. Somun ekmek siyasetinin hımbılları.

 

 

Sevgili Zin,

 

Sen, Mahabad’ın güneşi. Baharın konuştuğu gül. Dengbêjin bülbüle anlattığı gözlerin yükü ve ışıltısı. Elbet bu tiyatro bitecek.

 

 

 

 

Yazar

Mehmet A. Başkurt

“Rüya, her rengi gören tanrıdır!”

Tüm yazıları (36) →

Mehmet A. Başkurt’un diğer yazıları

Son eklenenler

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.