Deneme

Köle İnsan mıdır ki

Sevgili Kartacalılar! Pek kıymetli  “Leyla kimdir? Leyla nedir?“ gayyasına gark olmuş Kays şahsında divane kekelerim!

Not: Uzun zaman aralığının vermiş olduğu çene düşmesinden mütevellid sitem/sistem yazısıdır.

19 yaşında Lyli’ye yeteneklisin dediler, çok sevindi Lyli. Bir ay içinde tüm kuralları öğrenecek kadar da zeki olduğunu. Bir kaç aya kalmaz M16 kullanacak kadar da ellerinin yatkın olduğunu… Artık ruhsuzlaştırılmış ve kişiliksizleştirilmiş Lily’nin bir kişiliği vardır ve vatan için – ki vatan sevgisi tüm sevgilerden daha üstündür (!) – Allah düşmanlarıyla savaşabilecek bir ruhu da vardır Lyli’nin. 19 yaşında bir kız savaşa gidiyor. Bir kız savaşıyor.

Sevgili Spartakist dostlarım! Saygıdeğer faz 3 denemesi yapılmamış covid19 aşı deneği fedailerim ve “Auschwitz’den sonra şiir yazılmaz“ diyen sevgili Adorno’ nun aziz hatırası!

Bizden evvellerin hallerine acımıştık. Ben söylemiştim “Her şeyin özü aynıdır, şekli değişik“ diye. Büyük bir sorunumuz var sevgili okur. Bizi tehdit eden şey korkudur. Bu korku, yaşadığımız şehri insanın fikri fuhuşunun ürünü olan yıkıcı bir bomba ile yok edilip hepimizin aynı anda ölmesi değil. Bir bomba bize ne yapabilir ki? Bizi öldürmekten başka  -ki bu şekilde bize karşı kullanacağı tek kozunu kaybetmiş olacak -bizi tehdit eden korku bir değil. Bizi tehdit eden dünyamızın değişik coğrafyalarında iktidarların; insanların kişiliklerini ve ruhlarını alıp onları düşünemeyen yığınlara dönüştürme çabalarıdır -ki çokça başarmışlardır.

Kendini Tanrı’nın suretinde yaratılmış olarak yücelten/evrimleşenlerin en mükemmeli/insanlık bu korkuyu yenmelidir, yenecektir. Ama beklediği kurtarıcı o yığınların arasında değil bizzat kendisidir. Belki de bu yüzden insana doğruyu yanlıştan ayırma ve onu değiştirme yetisi ve yeteneği verilmiştir/ya da gelişmiştir. İnsanı, herhangi bir ulvi amaç/kutsal bir görev uğruna harcayan/harcamayı olağan gören her türlü iktidar ya da iktidar hedefleyicisi insanı köleleştiren insanlık düşmanıdır. “Köle insan mıdır ki?” El-cevap: Evet, köle insan değildir.

Aristo ve Eflatun’un bir türlü anlatamadıkları, ikilemleri buydu sevgili okur. Köle insan değildir çünkü ruhu yoktur, çünkü kişiliği yoktur, çünkü düşünemeyen yığınlar topluluğunun üyesidir. Musa’nın Sina’dan Kenan’a yürüttüğü yığınlar köleydi. İsa için 1500 yıldır ortalığı vaveylaya verenler de köleydi. Yaşadıkları coğrafyaları 72 huri uğruna cehenneme çevirenlerde köledirler.

Karl Marks’tan Adam Smith’e kadar insan ilişkilerini düzenlemeye çalışanlar birer iktidar hedefleyicisiydiler, yani iktidarlarını; omuzlarında yükseltecek köle orduları kurmaya çalışıyorlardı. Weber’in ruhuna El Fatiha! Bir şeylerin ters gittiğini fark etmişti.

Kapitalizm, artık insana ihtiyaç duymayan bir mekanizmaya dönüştü sevgili okur. Sermaye artık kendini sürekli bir artırıma götürme yeteneği kazandı (Allah’tan yapay zeka ve algoritma kavramları icat oldu da düşünmenin sadece insana mahsus bir özellik olmadığı anlaşıldı- Allain Turingin daşşağına kurban “ Makineler düşünür!”

Sevgili William Faulkner şahsında Nobel ödüllü hemşehrilerim! Sayın yargıç ve değerli eğitim emekçileri!

Hepimizi köleleştirmeye çalışıyorlar, ama hepimizi… Bunu birileri değil kendi kurduğumuz sistem yapıyor. İleride yapay zeka insana tahakküm kurar mı endişesi taşıyan sevgili okur. Evet kurar! Çünkü insan artık esaretinin farkında bile değil. Metin Yeğin (Hani şu dere tepe demeden tüm dünya devrim hareketlerini yerinde inceleyen karizma binbeşyüz yazar var ya! İşte o) anlatmıştı -kendisiyle el ense derecesinde samimi değiliz, mamafih kendi kitaplarında benden defalarca söz etmiş adamdır. (Alıntı yapılan yazar statüsündeyim artık.) – Bir Latin Amerika ülkesine yaptığı seyahati anlatıyor. Mukavvadan barakalarda yaşayacak kadar fakir insanlardı. Duran otobüsün içine yolcu sayısından çok seyyar satıcı binerdi. Bir o kadarı da uzun sopaların ucuna bağladıkları eşyaları otobüs camlarından uzatarak satmaya çalışanlar… Otobüs hareket edince kurdukları gölgeliklere otururlarmış ve bir daha ki otobüsü Brezilya dizisi izleyerek beklerlermiş.

Tam da bu işte, tamda bu! Onları bu şekilde köleleştiren şey; karşısına geçmekten büyük keyif aldıkları o TV idi, ama çelişkinin en muazzamına bakın ki içinde bulundukları duruma tahammül edebilmelerinin tek çaresi de bu TV idi.

Evine kaliteli gıda götürmenin kaygısını akşam izlediği Survivorda, ödül oyununda yemeği hangi takımın kazanacağı kaygısı ile bastıranların özgürlüğü Melle Lokman’ın naklettiği “Ahmak köle insan mıdır ki? “ cümlesi kadar iç acıtır. Ancak özü süslenmiştir. Tıpkı tüm yaşamsal eylemlerimizin temelinde olan cinselliği aşk ile süslememiz gibi. Şimdi son cümleyi açmayayım mı? Bir çare sunmayayım mı?  “Şu cümleyi açar mısınız?” deme sakın sevgili okur? Çünkü bu soru telaşlı, faydacı manipülatif gazeteciler ile Amerikalıların tarzıdır (ABD’lileri İskandinav’la karıştırmayın üleyn! Onlar zengin Ortadoğululardır.)

Bakunin’in,  Schopenhauer’un ilerisine taşımayayım mı özgür insanı? Brezos, Zukkerberg, Tesla devlet destekli ama Acungiller değil öyle mi? İktidar için gerekli, düşünemeyen yığınları nasıl yaratabilirsin ki? Gobbels’i örnek verip durmayın artık. Gobels bu işin ilmini, bilimini hatmetmiş; bu işin esaslı amcalarındandır. Günümüzde artık bu denli bilimsel araştırmalara, donelere işlenişlere gerek kalmamıştır.

İnsanların çöpten beslendiği ülkede Master Chef yaptırıp izletenler, Gobelsi mezarında amuda kaldıranlardır. Zavallı Gobels! Günümüzde yaşamış olsaydı fanatik bir futbol taraftarı olmaktan öteye gidemeyecekti.

Sevgili Nikaragua’lılar! Pek değerli Hindistanlı çiftçi dostlarım!

Delilik, aklın dışında her şeyin yitirilmesidir. Aklımızdan gayrı etrafımızdaki her şey -ruhsuz ve kişiliksizleştirmeye -bizi köleliğe götüren şeylerdir. Şu Mottoyu duymuşsunuzdur “Ne kadar az şey, o kadar çok özgürlük“ (Bir ara hatırlatın size bununla ilgili kıssa anlatayım.)

Ey Tanrı’nın suretinde yaratıldığını iddia eden insan! Ey kendini var oluşun en mükemmel hali olarak yücelten insan! Kendine gel! Zamanlar önce sırf yaratıcının eseri olduğu için onun ayakları dibinde  sonsuz sürünmeyi reddedip insanlığın alnına özgür düşüncenin mührünü çakanlardan bayrağı devralmanın tam zamanı. Yoksa ordunun elinden kurtardığın Lyli dinci teröristler için potansiyel bir canlı bomba olmaktan öte bir şey olmayacaktır. Ya da dünya devrimine adanmış bir fedai… Bir kız savaşa gidiyor bir kız savaşıyor…

Yazar: Erdal Alper

Site editöryası kendimi tanıtacak bir özgeçmiş istemişti. İnsan en çok kendisine yabancı olan canlıdır hesabı soruya cevap vermek için kopya çektim. “dünya küresinin, Türkiye qariyesi Mardin sakinlerinden; ismi önemsiz, Cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir Abd-î acz.* *1960 lı yıllarda Elazığ tımarhanesinde vefat eden bir“ delinin” son arzuhalinden kopya edilmiştir.

This Post Has One Comment

  1. Gulê Cevapla

    Ve kafamda deli deli sorular…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir