15 Eylül 2026

Erdal Alper

Erdal Alper

Site editöryası kendimi tanıtacak bir özgeçmiş istemişti. İnsan en çok kendisine yabancı olan canlıdır hesabı soruya cevap vermek için kopya çektim. “dünya küresinin, Türkiye qariyesi Mardin sakinlerinden; ismi önemsiz, Cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir Abd-î acz.* *1960 lı yıllarda Elazığ tımarhanesinde vefat eden bir“ delinin” son arzuhalinden kopya edilmiştir.

Ayna Ayna Söyle Bana

Aynanın sırrı; ardındaki sırrın karanlığındadır. ( italik harflerle yazılmış giriş cümlesidir) Sevgili Nasralılar değerli Beytlahim ahalisi ve pek kıymetli roma lejyonu! Yahuda değilim dediysem o kadar da değil sevgili okur, “İlk taşı sevdiklerini bir öpücükle ele vermeyeniniz atsın” desem, hepiniz…

Şad Olsun Clara Zetkin Yoldaşın Ölümsüz Ruhu!

“Yaşamın olduğu her yerde savaşmak istiyorum“- Clara Zetkin Sevgili “Şeytan ayrıntıda gizlidir”ciler! Saygıdeğer “Gözümden kaçmaz abi. benim”ciler! ve değerli nüansopatolojikler! Tam tepeden baktığınızda deha ile ebleh (aptal) olmayı ayıran sınırı bir çizgi olarak görebilirisiniz. Ancak şundan emin olun ki iki durumu…

Köle İnsan mıdır ki

Sevgili Kartacalılar! Pek kıymetli  “Leyla kimdir? Leyla nedir?“ gayyasına gark olmuş Kays şahsında divane kekelerim! Not: Uzun zaman aralığının vermiş olduğu çene düşmesinden mütevellid sitem/sistem yazısıdır. 19 yaşında Lyli’ye yeteneklisin dediler, çok sevindi Lyli. Bir ay içinde tüm kuralları öğrenecek…

Ay Layk Tu Covid Covid !!!

Kıymetli Kargo çalışanları, saygı değer Meclis üyeleri ve sayın Senatör!  Güçlü bir hapşırıkla dört metre mesafeden bulaşıp nesneler üzerinde dört gün boyunca canlı kalabilerek, dört dörtlük bir karizma sergileyen yeni corona virüsü hayatımızın orta yerine freni patlamış 4×4 arazi aracı gibi daldı…

Ah O Gemide Ben de Olsaydım

Mele Lokman’a, “Yav mela, duydum ki sen muska yazıp adam uçurabiliyormuşsun. Baban xeyrine bize de yaz bir tane, biz de bir iki tur uçalım” demişliğime, “Lan oğlum; adamlar demiri uçurup aya çıktılar siz hala kâğıttan medet umun. Hasittir oradan! Muskaymış?”…

NA’PIYON

Napolyon hakkında “Para! Para! Para! “ dan başka bir şey bilmeyen sevgili okur. “ Olur mu L.n? Napolyon kirazından bile haberdarız eyvallah” çı saygı değer kapalı çarşı esnafı! Pek kıymetli ekmek arası sucukcular ! Değerli “Hamlet işte abi! olmak yada…

Mutlak Sevgi Mağduru Kekeler

Aynı dertten muzdarip kekeler; Promethaus, İsa, Melekî tawus, Yezid bin Muaviye Mektup (I) Uyun-ûl ‘eyan… Feslî hezan… Ve Rabb olan ilah çamurdan yaratılmış, eşyanın ismine nail Âdem’e ateşten yaratılmış meleğe secde etmesini emretti. “Asla!” diye cevapladı onu melek ve “Senden…

Sarımsak ve Düzenli Manita

Sevgili “L.n dino! Şöyle ağız tadıyla aşk konulu bir makaleni okuyamadık”çı kekelerim! Pek değerli “yaz da millet aşk nedir”i okusun”cu yazarına toz kondurmayan fundamantaliter hayranlarım, kıymetli “Coşma Dino! Senin o tarz hayranın yok”çu psikolojik danışmanlık ve rehberlikçiler. Pek muhterem “İnsan…

Susam Sokağı

Sevgili gördüğü her linol baskı portreyi Che zanneden commandanteler! Saygıdeğer Atinalılar ve pek kıymetli ayaz vurmuş gece bekçileri!  “We Shall Overcome My Baby” ya da “Viva Zapata Amigos” ya da “ Choi Bella güzelim” ya da “Berxwedan Jiyane babam” diyerekten…

Etçi Nusret, Sosyalist Maduro ve Komünist Başkan

“Düşman ancak hata yaptığınızda sizi över.” der Dimitrov Gâvurun şeyi gibi kavrulan Kuze-y Latin Amerika’da vukû bulanlar ile ilgili “L.n Dîno, hem gâvurun şeyine hem de politikaya olan ilgini bildiğimizden senden şöyle qallawî bir yazını bekliyorduk”çu kekelerim! Değerli “Abi adam…

Das Kapital’imsi Anlaşılmaz Cümlelerden Kurulu, Benzodiazepin İlaç Grubu Etkili Dino Yazısı!

Feridûn ile Freud’un Newrozları aynıdır; ikisi de ateşlidir. Sevgili ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt, biz de emir telakki ettik’çi canciğer dostlarım! Pek kıymetli Nikaragualı hemşerilerim ve değerli Bolivarcı comradelerim! Aryanların efsanevi kahramanlarının iki “yüzü” vardır. Bir yüzleriyle mitolojik, diğeriyle tarihi birer saygıdeğer şahsiyettirler. Soyut olan yüzleriyle KAWA’lar kozmiktirler ve…

Redakte Edilmiş İlk Dino Yazısı

“Ave Caesar! Morituri te salutant!” Sevgili Romalılar, Saygıdeğer Gerusia Meclisi Üyeleri, Sayın Senatörler! Rahatlığın verdiği göt kalkmasından mıdır yoksa dizginlenemez yaratım içgüdüsünden midir bilinmez, sonsuz mutluluktaki Tanrı Thor insanı yaratmaya karar verir. İskandinav tanrılarının Ortadoğulu tanrılardan eksik kalacak halleri yok ya, Tanrı Thor oracıkta “kûn!” emrini verir ve insan “yekûn” olur. Tanrı, insanları yeryüzüne hükümran kılmak için onları yeryüzüne dağıtıp tahtına çekilir. Belki yarattıklarını izleyip gurur duymak istiyordur ya da belki ne yaptığını kendisi de bilmiyordur. Neyse, insanları izlemek için mabadını gökyüzünün en yüksek tahtından kaldırıp dünyaya baktığında, gördükleri karşısında korkunç bir “heves-kursak” olayı yaşar. Yarattığı insanın dört ayağı birbirine dolandığından yürümeye her çalışışında sendeleyip düştüğünü, ayağa kalkmaya davrandığında ise beceriksizce yalpaladığını görüp hayretler içerisinde kalır. Hele o saçma sapan dört kol da neyin nesidir? Ve en kötüsü de, bu iğrenç gövdenin üzerindeki iki kafanın sürekli birbirine çarpışmasıdır! İşte bu son hadise, hepten endişe terleri dökmesine neden olur Thor’un. Bir şeyler yapmalıdır, yoksa diğer tanrılara rezil olacaktır. Elindeki çekici hızlıca örse indirir, çıkan kıvılcımları şimşek demetlerine dönüştürerek yeryüzüne yağdırır. İşte o şimşekler insanı tam ortasından ikiye ayırır. Gururla bakar eserine Thor! Evet, bu sefer galiba olmuştur; iki kollu, iki ayaklı, tek başlı ve tek cinsiyetlidir artık insan. Ama ortada ciddi bir hata vardır. Gönderdiği şimşekler insanların bedenini ikiye ayırmış ama ruhlarına dokunamamıştır! İşte, aşk dedikleri şey budur: İnsanın tek olan ruhundan kopartılan diğer beden yarısını araması! Ve işte insanın cinsellikten aldığı hazzın nedeni de budur; yaradılışının ilk haline dönüp Tanrı’nın ona ilk dokunuşunu hissetme arzusu! Yunanlı hemşerilerim bu mitostan haberdar olmalıydılar, zira onlar cinselliği ‘küçük ölüm’ olarak tanımlıyorlardı. Belki de bu yüzden Antik Yunan’da ölmek üzere olan bir gladyatörün son teri afrodizyak kabul ediliyordu. Sevgili Romalılar, Değerli Kartacalı Dostlarım ve Alınlarının Ortası Kırmızı Benli Maoist Sih Komradelerim! Aslında sevmek öyle kolay iş değil. Birini sevmeniz için nöronların uyarılıp serebral korteks frontal lobundaki miyelin kaplı aksonların kalbe ulaşması gerekir. Ondan sonra bir gıdım (Gıdım için fevkalade zorunlu bakınız: Bilim çevrelerinin milimikron diye tanımladıkları ölçü birimi) endorfin hormonu. Bu konu hakkında danıştığım doktor arkadaşımın bir pratisyen oluşu ve az sonra sözünü […]

Ete Dayanmak / Değerli Freud’a karşı Jung’u savunanlar!

Değerli Freud’a karşı Jung’u savunanlar! Sevgili psikoseksüel yaklaşımcılar! Yaklaşım tarzı olarak kültür sanat ve bilimi seçenler! ​Yaklaşık otuz sekiz bin yıl boyunca avlanan erkeğin genlerine işlemiş bir durum vardır. İçgüdüsünün emrettiği bu durum: “Eti kovala! Eti yakala! Eti öldür! Eti ye!” şeklinde kısaca ifade edilebilir.Ancak son on iki bin yılda erkeğin “ete” dayalı psikolojisi “Eti kovala! Eti yakala! Ve ete gir!” (kil lehmê u diq le fiyye) şeklinde değişmiştir.  Freud amcanın ( 20. yy felsefesinin  üç tas has hoşafından biridir elbet)  yıllarca anlatmaya çalıştığı, ciltler dolusu kitap satırının arasına gizlediği psikoseksüel yaklaşım budur. “Üniversitelerde kürsüsü açılmış bir bilim dalı bu kadar basitleştirilir mi?” diye sorma sevgili okur. Evet, basitleştirilir. Hatta basittir. Yoksa Seyda Cegerxwîn gibi  “Ji sîngê te bi xwar de Geliyê Laleş / Ziyaretgehe bo me her zemanî.” diyerek iş epey edebileştirilebilir. Ya da M.E. Xanî gibi “ Mem bu tîr Zîn bu sedef /  Ew sedef ji tîre rê bu hedef.”  diyerek hard durumdaki bir sevişmeyi basit bir okçuluk atıcılık olayına çevirmek de mümkündür. Ya da İngilizlerin “Tüm donanmamıza değişmeyiz.” Dedikleri Shakspeare gibi “ Graze on my lips, and if those hills to be dry, stray lower where the pleasant fountains lie” diyerek olayı tepeler, fiskiyeler arasına gizlemekte mümkündür. Arap kardeşlerim Freud’u iki kelimeyle özetlemiş bulunmaktaydılar. (Bkz. yukarıdaki cümle) Eminin ki Mevlana Celaleddin Rumi de benimle aynı fikirdeydi. Ancak toplum içerisindeki ağırlığından dolayı benim kadar rahat bir şekilde bu sevişkenlik psikolojisini ifade edemiyordu. Yazımızın bu kısmı Farsça bilenler ya da “ Abi sen yaz sorun değil biz araştırırız” diyenler içindir: “Ger wen şiir bin / Men betçe şirim / Lingêt be hewa / Qunet be kîrim” Emin olun bu sözleri Mevlana bizzat Sadi Şirazi’nin yüzüne karşı söylemiştir. Sevgili okurlarım, yukarıdaki paragrafı bitirdikten sonra baktım ki beş dil kullanmışım. Epey bilimsel oldu galiba. Ne de olsa Mardin. Baba, en […]

Edebiyat Kırığı

Sevgili 5tl ye tavuk dürüm-ayran kombinciler ! Pek kıymetli herhangi bir parkın banklarında yan taraftaki kızın duyabileceği ses tonun da devrim ve Marksizmi tartışan comradeler! Ayaz vurmuş mahalle bekçileri!  Ve değerli büyük şehir belediyesi çalışanları!  Ultra değerli ülkem entelektüelitesi! Dinleyin. Bir delinin üç-dört dakikalık yastık altı ero(poli)tik sözlerini dinleyin! Sevgili homosevişkenuslar ve değerli homoverişkenuslar! Günün konusu kesinlikle sevişenlik üzerine olmayacak. Zaten bu durum dergimizin yayın çizgisi ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nın izin vereceği çerçevenin dışındadır. Haaa! Yok, kardeşim illa biz erotik bir yazı okumak istiyoruz derseniz anlayana sivrisinek misali anladığınız kadar işte… Zaten niyeti olan için topuktan yukarısı yeter de artar bile… Yazının belli bir konusu yok zaten olması da mümkün değil. İyisi mi siz kopukluğun ve deliliğin iki-üç dakikalık tadını çıkarın. En azından ileride müptelası olacağınız yazarı tanımaya çalışın. Mezopotamya’nın kadim hikâyelerinden kuantum fiziğine oradan inorganik kimyaya ve uzayın derinliklerine kopuk yolculuklarda bulunacağız. Gelenlere selam olsun. Değerli psikoseksüel yaklaşımcılar! Sevgili post modern sevişken dostlarım! Yerel düşünüp evrensel pratikte bulunan ezilmiş proleter dostlarım! Tanrı kralların, feodalitenin pre-kapitalizm’in dışında kalmış az sevişken halkım, vibreyşin’a uğra ve kendine gel. Kendine gel ki kendi omuzlarında yükselttiğin, basit bataklıklarında kendine tapacak sivrisinekler olan basit tanrıcıkları tanı! Tahttan indirmediğin sürece omuzlarında seni ezecek ve senin yüceltmelerin sonucu, seni o küçük sefil bataklığında bir sinek olarak gören, tanrı kralları gör! Gör ve nefret etmeyi öğren! Bil ki senin ulaşılmaz dediklerin sadece senin omuzlarının üstünde yükselenlerdir. ( Yalanlar kendi ayakları üzerinde durmaz başka ayaklara ihtiyaç duyarlar ) İndir onları! Omuzlarından da bindirdiğin Makam-jiplerinden de indir! Kayıt dışı kaçak cep telefonu gibi davranmaktan vazgeç artık! kayıtlı ol. Yaşadığınız coğrafya sırf Mezopotamya’nın orta yeri diye tanrı-krallara tapmak zorunda değilsiniz.(Tanrı-krallar: Daha detaylı bilgi için bkz. M.S. Bilgin’in herhangi bir kitabı ) Kendine güven! Ama dikkat et bu duygu seni zafere götürdüğü zaman özgüven, mağlubiyete götürdüğü zaman ise kibir adını alır. Tıpkı “ […]