Röportaj

Yazarlarımızdan Zeynep Çelik İle Röportaj

Zeynep Çelik: “YAZMAYI KENDİMLE RANDEVULAŞMAK OLARAK DÜŞÜNÜYORUM”

Yazmak bir eylemdir haliyle, bir başkaldırı, bir serüven belki de… Dilden/sözden; yazıya/eyleme dönüşür düşünülen fikir. Yazıya dökülmeyen söz çok eskilerde olduğu gibi sözlü edebiyata dönüşmüyor artık(istisna yerler hariç) uçmaya çalışan söz bir yerlerde düşüp düştüğü yerde kalıp ölüyor, yok oluyor, çünkü bir kanadı yoktur sözün, kaldığı yerde unutuluyor. Yazıya dönüşmüş söz iki kanatlıdır, istediği zaman uçar/konar;  kendini var etmiştir, belki de ölümsüz…  Zamansız edebiyat ailemize emek veren, destek veren yazarlarımızın büyük çoğunluğunu genç yazar arkadaşlar oluşturuyor, hatta çoğunun henüz basılı bir kitabı bile yok ve kendi adıma söylemeliyim ki bu durum beni daha çok umutlandırıyor, heyecanlandırıyor, sevindiriyor. Geleceğin yazarlarıyla aynı çatı altında edebiyat dünyasına yelken açmak bana daha anlamlı geliyor. Sevgili Zeynep Çelik’in ilk kitabı (romanı) yayımlandığında sanırım ilk okuyanlardan biri de ben oldum. Roman, şu cümle ile başlıyor, “Ben kendi kendimin travmasıyım.” Romanı bitirir bitirmez röportaj sorularımı hazırlayıp gönderdim. Buyurun, iyi okumalar, Gani TÜRK:

  1. İlk kitabın olan, “Yaşamadığım Bir Gün (roman)” yayımlandı. Öncelikle seni kutluyorum, okuru bol olsun. Kitabı eline aldığın anda neler hissettin?

Teşekkür ederim. Kitabı elime aldığımda; beklediğimi bilmediğim o şeye kavuşmuş hissettim kendimi. Vuslat. Özlemişim meğer.

  • Yazmak ile ilgili çekirdekten yetişme bir geçmişin var, o kalemi hep tutmuşsun. Neler okudun, neler yazdın ‘Yaşamadığım Bir Gün’e kavuşana kadar peki?

Buna yetişmek denilir mi bilemiyorum ama çocukluktan beri kurguluyorum, evet. Sözlü olarak var olan kurgu dünyamın ilk dinleyicileri ailemdi, hikâyeler anlatırdım. Sonrasında rüyalarımı yazmakla adım attığım yazmak eyleminin de ilk okurları oldular. Bir biçimde sürekli yazan biriydim ancak, “Ne zaman bilinçli bir yazan oldum?” sorusuna dair bir an yok zihnimde. Bursa’da 2016 yılında başladığım Yaratıcı Yazarlık Atölyesi en somut adımım. Sadece yazdıklarımın değil okuduklarımın da oradan oraya savrulan ‘zannetmeler ’in dışına çıkıp biçim kazanması atölye ve hocam Hakan Akdoğan sayesinde oldu.

  • Neden yazıyorsun?  

Yazmayı kendimle randevulaşmak olarak düşünüyorum. Kendimle buluşmayı seviyorum.

  • Dolu ve akıcı bir diliniz var, kurmaca diliniz de güçlü. Bu potansiyelinizin oluşmasında neler etkili oldu?

Okumak elbette en büyük etken. Çok ama nitelikli okumak. Bir de yazmanın da kendisi etkili oluyor bunun için. Belirli bir şeye hizmet etme duygusu gütmeden, sadece yazmak. Zamanla yazacaklarınız ve yazmayacaklarınız ayrışıyor, üslubunuz şekilleniyor.

  • Sence yazmanın bir zamanı veya ortamı olmalı mı? Sen hangi koşullarda yazabiliyorsun?

Olmalı veya olmamalı diyemem. Kişiden kişiye değişecek bir durum bu. Benim içinse önce ne yazacağım şekilleniyor, not tutuyorum sürekli. Sonra bir bakıyorum yazılacağı zaman gelmiş ya da ortam hazır. Bunun yanı sıra birtakım ritüeller oluşturulabiliyor tabii. Ben o ritüelleri arama evresindeyim.

  • Kitaba gelecek olursak; Yaşamadığım Bir Gün özelinde nasıl yazdığından bahseder misin?

Kitabı roman atölyesinde yazdım. Her ders okumam gereken bir bölüm olmalıydı. Atölye beni disipline sokan bir alan oldu her zaman. Şekillenmiş kurguyu yazma eylemim daha uzun bir vakit alabilecekken böyle bir sistemin içinde zaman geçirmeden yazmış oldum. Yazma esnasında her türlü eleştiriyi alma fırsatım da olduğu için verimli bir süreçti. Bir kronoloji takip etmeden yazdım. Hatta yazdığım ilk bölüm, son bölümdü. Bir mezar kazıcıyı yazmaya karar vermemim sebebi de en önce o son sahneyi görmüş olmamdı.

  • Edebi bir eserin sahibi olmak isteyen ve henüz yayımlanmış bir kitabı olmayan genç yazar arkadaşlarımıza tecrüben/tavsiyelerin olacak mutlaka.

Değinebileceğim en önemli nokta büyük beklentiler içine girilmemesi. Eğer yazmak bir yaşam biçimi haline gelmişse, emek veriliyorsa; değerini elbet bulur diye düşünüyorum.

  • Aynı zamanda yazarı da olduğunuz Zamansız dergi hakkında görüşlerini alabilir miyim?

Zamansız dergi hem içerik hem de kendine kattığı kalemler açısından ismine münhasır. Uğraşın, gözle görülür hale gelmiş bir örneği. Yer alıyor olmaktan mutluyum.

  • Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

‘Zamansız’ın yazarlarına verdiğiniz değeri, ‘Yaşamadığım Bir Gün’e sahip çıkma biçiminizle kendi adıma hissetmiş oldum. Teşekkürle başladım, teşekkürle bitireyim. Çok kıymetli oldu benim için.

Yazar: Gani Türk

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunudur. 2001 yılında yayınlanmaya başlanan ve yayını iki yıl süren Ütopya Kültür Sanat Edebiyat Dergisi’nin kurucusudur. Daha önce Söylem, Damar, Ütopya, Roman Kahramanları gibi edebiyat dergilerinde şiir, deneme ve yazıları yayınlandı. Yayınlanmış “Cennetin Havarileri, Zamansız ve Hazan Kıyısında Aşk” isimli üç romanı mevcut.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir