Ana Sayfa Edebiyat Deneme NA’PIYON

NA’PIYON

Napolyon hakkında “Para! Para! Para! “ dan başka bir şey bilmeyen sevgili okur. “ Olur mu L.n? Napolyon kirazından bile haberdarız eyvallah” çı saygı değer kapalı çarşı esnafı! Pek kıymetli ekmek arası sucukcular ! Değerli “Hamlet işte abi! olmak yada olamamak” çılar! Toprağın derinine inmektense yüzeyde yayılırım”cılar!

Bilin ki Napolyon dünyanın yetiştirdiği en büyük askeri-siyasi komutanlardan biridir. Şöyle böyle olduğu hakkındaki söylentiler dışında pek bir kusuru olmayan bu ağanın en klas vecisesi “Asalet bende başlar, bende biter” dir. Tabii bu göreceli bir klaslıktır. Cüce sayılabilecek bir boyda olan bu ağanın neredeyse tüm dünyayı ele geçirecek olması bizim meselemiz değil. Bizim mesele Napoleon ağanın sonunu hazırlayan Belçika’daki Waterloo muharebesinde 10 komutan, 1000 piyade asker, toplamda 1010  kaplan gücünde bir karşıt savaş vermiş. Kıçından başka kazandığı madalyaları takacak yeri kalmamış Prusyalı bir amcaoğluyla ilgili; Clausewitz! Aha işte bu amcaoğlu 13 yaşında ilk muharebesine girmiş, bu girişten têêêê 25 yıl sonra “Benden bu kadar“ diyerekten tuğgeneralliğe yükselerek muharebe alanlarından ayrılmıştır. Bu derin savaş yaşantısının deneyimlerini aktardığı “Savaş Üzerine” adlı kitabı okuyan canımız(!), ciğerimiz(!) Führer’imiz(!), Hitler abimiz(!) kendisine savaş üzerine taktik-strateji danışmanlığı yapan bir zat-ı muhtereme  “Ne konuşuyon olum! Ben Clausewitz’i okumuşum senin fikirlerine zerre ihtiyacım olmaz! De gêt! De gêt ulaaa, kendine hemmal ol! Demiştir. Hatırlatır, saygılarımı sunarım. Clausewitz bir keresinde şöyle bir cümle kurmuştur “ Var olan tüm çatışmaların kaynağı Farklılıklardır. Ve çatışmanın şiddetini belirleyen şey ise farlılıkların derinliğidir.” 

Yukarıda ki paragraftan “Tamam L.n demek ki çatışmaların bitmesi için farlılıkların yok olması gerekir’i” anlayanlar! Kendinize gelin. Anadolu coğrafyası bir mozaiktir. Halklar ve renkler olayı anlayacağınız. Nerden aklıma geldi bilmiyorum ama öküzler renk körüymüş, hayatı siyah beyaz görürlermiş.

Sevgili okur! İnancın olsun ki bu yazının da belli bir konusu yok. Anlayacağın klasik bir Dino yazısı. Yani malzeme olarak ben ve ben varım! Fazla bir şey beklemeyin olayları… 

Sevgili komünal yaşam savunucuları! Değerli kokoreç severler! Az kuru çok ekmekçiler! 

Tarihin sayfalarına kaydedilmiş ilk salak komünal dönemin sonlarında yaşamıştır. Tanrının, canlıların ortak kullanımına sunduğu toprakların bir kısmının etrafını çitle çevirip “Ahanda bu benimdir“ diyip günümüze kadar devam eden savaşların nedeni olan adam salağın tekiydi. Ama şundan emin olun ki bu salağın söylemine inananlar ondan da salaktılar. “Mülk ALLAH ın, bina benim” zihniyeti tamamen bu salaklığı gizleme gayretidir. Ama iyi bir Dino okuyucusu Doğan görünümlü şahin’i şıp diye nasıl tanıyorsa; bu zeki görünümlü eblehleri da mutlak tanır. Tanımalıdır. Bu arada “Özel mülkiyet en büyük hırsızlıktır” diyen ve Komünist Manifestoyu Almancadan Rusçaya ilk çeviren Rus anarşist Mihail Aleksandrovic Bakunin’in (İsimdeki karizmaya bakın hele. Heyyt emmin ta…ğını yessin senin beaa) “Bizim işimiz eski yapıları havaya uçurmaktır ki gelecek nesiller o yapıların yerine istediklerini inşa edebilsinler” cümlesini hatırlatır saygı ve selamlarımı sunarım.

Sevgili kadastrocular! Değerli parselasyonistler! Saygıdeğer kelle soğancılar!

Etrafınıza bakın okurlarım! Eminim ki maddi dünyanın ne kadar parça pincik edildiğini dolayısıyla salaklarca zengin bir çağ ve dünyada yaşadığımızı anlayacaksınız ki siz bunu bir yana bırakın artık. Postmodernite denilen safsata sayesinde insanın duyguları da parsellenmektedir. L.n Ferhat bile aşkına emin olmayıp deldiği dağlara bakarak Şirin’i sevdiğini söyleme cesaretinde bulunurken bazı hayvanlar (ki hayvan dediysem arı, kelebek böcek falan değil; basbayağı angut, öküz, ayı işte) senin neyi sevip neyi sevmediğin konusunda kendilerince yargılarda bulunurlar. Tabi iyi bir Dino okuyucusu doğan görünümlü şahinleri ve zeki görünümlü salakları şıp diye nasıl tanıyorsa bu insan görünümlü hayvanları da şıp diye tanır,tanımalıdır. Haberimiz mi yok sevgili okurlarım, Sakın Hisometreyi (hisölçer) bulmuş olmasınlar?

“İyi yazıyor imansız“ ın dışında söyleyecek sözü olan sevgili okurlarım! 

Sırf takıldığı kız görsün diye kız yurdunun önünde düello daveti verenler! Ramazan Ayında oruç, namaz zekat troykasını harfiyen eda eden mutmain kardeşlerim! Dinleyin! 

Her şeyiniz ele geçirilmiş! Bütün kaleleriniz fethedilmiş! Donanmalarınız yakılmış! Ofsayttan gol bile yemiş olabilirsiniz! Ve hatta iddaa kuponunuz tek maçtan bile yatmış olabilir! Asla ama asla duygularınızı ele vermeyin. Bu ele verme ne şekilde olursa olsun sizi esarete götürecektir. Bu duygunuz sevgi dahi olsa ele vermeyin. Hz İsa’nın çarmıha gerilmesine sebep suçu buydu zaten. Bir keresinde insanlara onları sevdiğini söylemişti. Promethaus da aynı dertten muzdarip değerli bir şahsiyet olarak hatırlanmalıdır.

Hatırlayanlara selam olsun!

Bu Yazı İçin Yorum Yapabilirsiniz

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz