Deneme

Şad Olsun Clara Zetkin Yoldaşın Ölümsüz Ruhu!

“Yaşamın olduğu her yerde savaşmak istiyorum“- Clara Zetkin

Sevgili “Şeytan ayrıntıda gizlidir”ciler! Saygıdeğer “Gözümden kaçmaz abi. benim”ciler! ve değerli nüansopatolojikler!

Tam tepeden baktığınızda deha ile ebleh (aptal) olmayı ayıran sınırı bir çizgi olarak görebilirisiniz. Ancak şundan emin olun ki iki durumu birbirinden ayıran sınır koskoca keskin bir uçurumdur. Bakış açısı olayı anlayacağınız. Konu açılardan açılmışken; birbirinden bağımsız üç çizginin hiçbir şey ifade etmediğinin aksini kim iddia edebilir ki ancak bu üç önemsiz çizgi uygun bir şekilde yerleştiklerinde koskoca trigonometri biliminin kurulmasına ve dünya üzerinde aklı başında birkaç insan severin uykusuz geceler geçirmesine neden olurlar. İç açı, dış açı, hipotenüs, karşı ve komşu dik kenarlar, sinüs, kosinüs, tanjant olayları başlar ve sonsuzluğa giderler. Olaydan anlaşılması gereken bütünlüktür. Eğitimin bütünlüğü gibi. Önemli mevzudur bütünlük.

Bu günkü yazınında diğer yazılar gibi bir konusu yok. Zaten olmayacağını iyi bir dino okuyucu bilir. Nobel alma derdinde de değilim ki edebi yazayım kardeşlerim. Özne, nesne, edat, tümleç, süzgeç, ver-kaç, ezgeçlerde olmayacak haliyle.

Sevgili zoonpolitokonlar! Saygıdeğer Homo Sevişkenuslar!

Reqapiteleusun iki ayağı üzerine dikilip dik yürümeye başlamasından bu yana tam 1 milyon 200 bin yıl geçti. İki ayak üzerine dikilmesi serbest iki üst vücut organının yürüme dışında; tutma, kavrama ve fırlatma (fırlatma: Bu özelliğin gelişmesinin başlangıcı savaşların tarihinin de başlangıcıdır.) gibi işlevlerde kullanılmasını ve bu organların kullanılabilmesi içinde bir üst beyin geliştirmesine neden oldu. “Ne l.n bu! Bu yaştan sonra antropoloji mi okuyacağız” cılar. Hayır! Kesinlikle! Zaten yazarınızın çapı da buna yetmez.

İki ayak üzerine dikilip dik yürüme insanlık vasfıdır. Ancak Virucal Transdiksion teorilerine rağmen iki ayak üzerine dikilip dik yürüyen bazı türlerin evrimlerini 1 milyon 200 bin yılda tamamlamamaları yazarınızın gözünden kaçmaz bir durum olarak teşhir edilmesi gereken önemli bir mevzudur. Sözü edilen 1 milyon 200 bin yıllık tarih tam olarak insanlığın ortak akıl mirasının tarihidir.

Sevgili merakla, hımmmmmmlayarak okuyan okur! Saygıdeğer “ne alırsan bir milyon”cular!  “bu ülke için seve seve” kampanyasında tüketime katkıda bulunan sevgili hemşehrilerim!

Tam bir bilimsel deşarjdayım hani kuantummuş, inorganik kimyaymış, moleküler biyolojiymiş, karadeliklermiş hepsinin alayı şimdi bende beş para. Ancak bedava girilebilin bir internet dergisinden hayatın sırlarını anlamayı beklemeyecek kadar da kapitalizmi işleştirdiğinizin farkındayım sevgili okurlarım.  Farkındalık meziyeti de insani bir meziyettir. Farklılıklarımızı fark ettirmek daha da bir insani meziyettir.

Sevgili “eğitim en büyük üretimdir” ciler! Saygıdeğer Gerusia Meclisi üyeleri ve Sayın Senatör!

Birkaç yazı önce (yazının başlığını tam hatırlamıyorum ) sizlere mevcut egemen sistemin kendisini var eden köleci sömürgeci işgalci zihniyeti red edip başka bir Dünyanın olabileceğinin savaşını veren, Dünya devrim tarihinin içini nasıl boşaltmaya çalıştığını anlatmıştım. Yahu hani yoldaş Spartaküs  Roma köleciliğine değil de, karısı Sura’nın teninin sıcaklığı için savaşmışmış, yok işte eğer uzun bacaklının bir lordu, Moron’u ilk gece hakkı için boğazlamasaymış Yoldaş Villiam Wolles’in işgalci İngilizlere karşı asla savaşmayacakmış vb. vb. safsataların anlatıldığı yazı var ya işte o yazı. Neyse, uzun uzadıya bir Kadın Mücadele tarihi anlatmaya ne niyetim var ne de bu haddi kendimde görürüm mamafih Nasıl ki Mukaddes Dünya Devrim tarihinin içi boşaltma girişimleri varsa aynı şekilde İnsanlık Aklının ortak mirası olan Dünya Kadın mücadelesinin özü de yok edilmeye çalışılmaktadır. Ama umut vardır ve umut Devrim için zaferlerden daha değerlidir.

İşte tam tepeden baktığınızda kadınlar günü ile Dünya Emekçi kadınlar günü arasında ki ince çizginin aslında derin bir uçurum olduğunun göstergesi ve 1milyon 200 bin yıldır evrimini tamamlamayanlar ile tamamlayanların kavgası budur sevgili okur.

Ellerinde çiçeklerle DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ’nü sevgililer günü kıvamına sokmaya çalışan, dünya devrim tarihinden bihaber eblehlerden birinin bir kadının vereceği şu cevapla karşılaşacağı an benim için umudun hala var olduğunun en büyük göstergesi olacaktır:

“Kadının gerçek anlamda kurtuluşu gerçekleştiğinde, sınıfsız, sömürüsüz bir dünya gerçekleştirdiğinizde beklerim çiçekleri.”

Şad Olsun Clara Zetkin yoldaşın ölümsüz ruhu!

Not: Wallerstain okuyorum. Pek yakında Modern Word Systems Theory – Modern dünya sistemleri teorisi – konulu bir Dino yazısı yazmam işten bile değil. Bekleyin efenim…

Yazar: Erdal Alper

Site editöryası kendimi tanıtacak bir özgeçmiş istemişti. İnsan en çok kendisine yabancı olan canlıdır hesabı soruya cevap vermek için kopya çektim. “dünya küresinin, Türkiye qariyesi Mardin sakinlerinden; ismi önemsiz, Cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir Abd-î acz.* *1960 lı yıllarda Elazığ tımarhanesinde vefat eden bir“ delinin” son arzuhalinden kopya edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir