5 Eylül 2026

Şiir

El

Bir el ipek gibi,Uzunca parmaklar…Bakar da bir kusur görmez mi insan?Sürmüş yaldızlı kahverengiyiBüyük haksızlık tene Diğer tüm renklerde harap olur,Kırmızı oje sürmedikten sonraO bembeyaz pürüzsüz ellerden kimin haberi olur? Bildiler mi değerini,Öptüler, sevdiler mi? İnce ince işledi mi bir tuali,Bir…

Vardiya

Vardiya tutsaklarıydıkDemem o ki tarih yazmalıydı biziBizde bir Mevlut abi vardı Hiç unutmam elinde utangaç bir torba çıkınıAynı vardiyadaysak bir oh çekerdim öyle emeği nasır Çünkü bilirdim sabahın altısında yollara düşmüşüzKar yağardı trenleri beklerdimGüneş vakti gelir hazırlanır, kök salamazdık biz…

Eskişehir

Tanımadığım bir şehrin tenha sokaklarıAdımlarım kararlıSanki iyi biliyor yollarıHavası esasDenizi suniGözlerine taktığın o mavi lensler gibiVar tabii yaşayan hücreleri… Hakkında hemen hemen hiçbir şey bilmiyorumYine de çok iyi biliyormuş gibi yürüyorumBu özgüveni bazen boş buluyorumHer durumda kendimi hoş buluyorum…Bünyesi suni…

Zamansız

Zamansız bir iklimdi nefesiHayalî olmak düştü başaSürgün yaşamlardaÖyle değil güzelim anlamıyorsunKuş uçumluk mesafedeTaa şuramdaYeşil gözlü bir bahardaydık üstelikHüzünlü hikâyelerimiz, çocuk şekerlerimizEsaslı kavgalarımız, devrime koşan sıcak yüreklerimiz vardı…Aşinâ dost sohbetlerindenDenizli havalara pruva…Yarım kalan şiirlerimize iksir…

İncelen Yerden

Ruhum diyorum, ruhum! Dehlizlerinde gezindiğim kalbimin tüm kıvrımlarında sancısını duyumsadığım ve kan kırmızı akşamlarda sancı sancı damıttığım Ruhum diyorum, ruhum! Zamana kırık bir ezgiyle sunduğum sabahlarımın hırçın beklentisi ve suya inerken kanamaklı türküleri çocukluğumun Ruhum diyorum, ruhum! Şimdi olan ve…

Elma Kokulu Çocuklar

Ne kâğıt, ne kalem, ne şiirDolmuyor gözlerimin ucundaki boşlukVe ellerim titrek bir kelebekKanatlarım yükünü bırakamıyorBir yağsam,Bir yağabilsemYağmur olup hüzünlerimden arınsamVerimsiz toprakları yeşertsemElma kokularıyla gezinsemBir çocuğun yanağında çukurBir annenin memesinde süt Ne kağıt, ne kalem, ne şiirKaranlığı parçala(ya)mıyorDört duvar bir de…

Mut’lu’k Zamanı

mut’lu’k’ zamanı I.bir kuluçka dönemindeyim,altıncı haftasından başladım dağılmaya. mut’lu’k’ zamanı II.safir, elyaf elbiselisükse, esmer bir kimse mut’lu’k’ zamanı III.kalifiye prollerin, rölyefçi hallerimübalağadan bir eksik dalı mut’lu’k’ zamanı IV.salkım bahçemin armadilloları,miraçta gasp edilmiş yeri. mut’lu’k’ zamanı V.üç kuruşluk dil altı hapları,cam…

Hiypnos

Tekinsiz kaldırımlar aydınlanıyorGün beşiğinde halâ geceninBoş bir küvete bakıyor adamKapıyı bekleyen pabuçları eskimiş şehrinHalının püskülleri yırtılmışGün uyanıyor gecedenGüneş şaçlarını okşuyorİsli mutfak perdesininAynada çirkin bir yansımaGıcırdayan melodi günaydın merdivenlerindeBir çocuktan olmalıBoyası dökülen duvara bu hediyeEkmekler sıcacık akşamüstü cengindeTavana bakıyor adamGece kömür…

Serseri’m Tuhaf

Aynamın kayıplar köşesinden seslenir,Bir düş uzatmış olduğumVe çehremin bulaçlarında özdeştiğim akımlar Yüzümden silinen bir fena asetonlu anlamlar,Aklımın ücra, zeytin ekmek kapıştığı,Zamanın eriyen saatlere karıştığı ve daha bir yanımEsirger ve bağışlar mizaçlara muskalaşmış.Daimi ve lakin tokatlar kervanına küstahtır.Anne yakarışlarına kulak kabartışlarımızOluşan…

Karnaval

Bu bir ceset karnavalı Belki havalı bir davet ismi lazım değile; Eyvahı bol ama imlası hep bozuk… Bu bir ceset karnavalı Cenaze işleri müdürlükleri; Geriye kalanlardan geriye kalanlar… Uzun hava laga luga, Devire teslim aşk! Tokat gibi öl hücre Şimdi…

Ayrılığa Üç Durak Kala

Ayrılığa üç durak kala Hava soğuk ama güneşli İnsanlar kuru dallar kadar anlamsız Ayrılığa üç durak kala Ben Hala  Seni Seviyorum Yazık Yıkılsın Cümle Balat Fener Ayvansaray  Eyüp yıkılsın Umrum mu Yıkılsın tüm kötü gün barındıranlar Toz olsun Karışsın havaya…

uçurtmak

tan sanrısı kelâm güneşe uzanan çocukluk şekersiz uçurtmalar daha dün gibi;                                                 gelin çiçekleri akşamdan belli, belirsiz olana yol… geceye akan bir yalnız trende gençlik uçurtmalar kaldı kökümüzde kökümüzde şaraba banan aşk-ı hüsran sus şiir sus! yine yüklenir bahar        …

Ölüm Mahkumu

ve galiba bu sana son mektubumtükenmemişti oysa lügatımda harfler biliyorumayak seslerinin gürültüsündesana dair neler neler düşürmüştüm yüreğimeve süzecektim daha onları koğuştahayalini çizdiğim duvarlarla konuşurkengörüş günü okuyayım diye ezberleyecektim sana amaolmadı insan ömrünü nasıl da heba edebiliyormuş şimdi şimdi anlıyorumo yetmediğini…

Anason

Gecenin gölgelerini anlat birazBiraz daha kalayım birazcık daha…Dönüşleri olmayan adaya bağlı Yaşlı büyük parmak uçların Baba dehliz ,koca mercan, yaman sanrı Başucumuzda gür nefesli devGecenin rüyasını anlat biraz Biraz daha kalayım birazcık daha…Trenler vardı yurtta Öğrenciler pembe yanaklı tombul olan…

Düş

Düş’ün kavrayamadığı bir düş var bende Hangi kelimeyi tutsam Bozuk bir saat gibi yanlışYa eski bir heyecanın ağıtıYa çocuğunu sev(e)memiş bir babanın gözyaşları Elde yaşanmışlıklardan kalmış heybem İçinde gece yarısı şairlerinden saklı kalmış bir kaç kelime Ki manaya durmamış dahaÖğütüp…

Güzide Falcı

ey güzide falcı!ah, nasıl da emin bir duruşeteğimden döküleni yılan pulu sanan divanede ki bileyim kerametini niçindir kabusu uykularının? işte bak, bileyiverdin öfkeyibir hortlak gibi hissiz yüz sen ki bir zamanların lordu!incisi hep bu kıyılarınbastonu yüreğinde görüyorum artıkiki büklüm, düşkün!

Araf

Kirpik uçlarını geri isteyen Kanserli bir çocuk gibiyimElimde sararmış fotoğraflarlaAnılar deryasında kulaçsız yüzüyorum Kaç sevmişlik geçmiş başımdanKaç gülmüşüm kerelerce unutmuşumYaprağı dökülmez, dalı kurumaz Devrilmez bir çam sanmışım kendimi Hazana zamansız yakalanmışHenüz kanada durmamış güvercin yavrusu gibiyimNe uçmayı becermişimNe sığınacak liman…

Puşi

köle ağıdı efendi dilindeakmaz tek damla yaş fikri muannitkoltukaltımda bir neşteraksa ya irin koynumuzdan aşağıher yok oluş, yokuş mutluluğunmuştusu zerre kalmayacağısaymayanın insan ne geldiyse başımıza dedi babamtopla eteğinden kimsesizliğinipörsümüş suratlıların nazarındanpuşimiz yüzünden geldi

Sen Üzülme Gevrek Ömrüm

Sığındığın ve dokunulmaz sandığın Anlamsızlığın boşluğuyla dolu tapınaklar Bir bir yıkıldı ömrüm Unutulmasın diye altınlarla kaplayıp Bin bir umutla sakladığın serüvenler Tek tek eridi ömrüm Toprak kokulu çocuklar doğursun diye Seviştiğin o kadınla belki Çocuk sevincinle Yaşlı yoldaşınla Ya da…

1 Aralık Mektubu

Samsiİçinde lamba, içinde kırlangıç, içinde yaz, içinde akşam olan mekânlar benim kalbim ve çocukluğumdur. Kent yalnızlıklarının doğurduğu ruhani hastalıklara baktım. Bedenler ruh bağından kopmuştu. Sevdalar ve aşklar bundandır burada gövdeye tutunur ve tükenir. İnsanın ruhu nasıl acır? Bunun bir tarifi…