25 Eylül 2026ISSN 3150-0757

Ay Kitabesi

Muğ Kapısı Ağzımda güneş, omuzlarımda gece; ben ihtiyar bir balıkçıyım. Anılar, zamanın isi. Saçların, dağılmış bulutlar. Gece, derin çağların yıkıntısındaki zaman. Ben, ormana danışan Zen dervişi. Sen, tarçın kokusundaki yasemin. Ses, gövdenin kuvveti. Söz, kalbin kuvveti. Ben, esrar külündeki ateş.…

Atos Portos Thanatos

Eros öldü. Aramis hapiste çürüyecek. Yapıcılık, yaratıcılık ve sevgi… 98’den beri işlenmiyor. Gökten dört elma düştü, birini yedim. Üç olması kanun hükmüne geçmiyor. Bazen birilerinin ölümü ardından Girilen hapislerin Cinayet temelli olmadığı vakalar görülebiliyor. Aramis, düşündüğü için girmiş içeri. İki…

Yaprak görevini tamamladı, sıra kimdeydi

Bir yaprak daha düştü ağacın dalındanBelki sararıp solmuştu, belki de tam zamanıydı düşmenin.Peki, sararıp solmadıysa o yaprak?Hala yeşil, hala dip diri bir yapraksa?Suç kimdeydi?Solmamaya inat eden o yemyeşil yaprağın mı?Yoksa sert esip her şeyi birbirine katan o rüzgârın mı?Sahi merak…

Pembe Pati

Aden, güneşli havalarda ailesiyle pikniğe gitmeyi çok severdi. Bugün tıpkı o sevdiği günlerde olduğu gibiydi; ışıl ışıl güneş, masmavi bir gökyüzü, şakır şakır öten kuşlar… Annesi, eşyalarını toplaması için Aden’e yarım saatten az bir vakitleri kaldığını söylemişti. Günün güzelliğine hayran…

Sahil Türküsü

Birazdan dağların ardındanPortakal rengine çalıpBatacak güneşNe çareAma dalgalarBitmeyen bir şarkınınSonsuz dansındaAdımları bir ileri bir geri gidenUslanmaz usanmaz bir kavalye gibiBazen sararak beliniBazen tutarak eliniBazen yaslanarak omzunaVuracak sahildeki çakıl taşlarınaGökyüzü ayı çağıracak sahnesineÖnce mavi giyecekSonra en şaşalı ve parlakBeyaz elbisesiyle çıkacak…

Mutluluk Arayışı

Mutluluk neydi? Uzun zaman oldu bu hissi tatmayalı. Uzun zaman oldu görmeyeli, kendimi mutlu hissederken gözlerimin parladığını. Kendi kendine mutlu olabilir miydi bir insan? Yoksa mutlu olmak için bile bir insana mı muhtacız yine? İnsan insanayken mi mutluluğu, hüznü tadabilirdik…

Sevginin Eşleniği

Sevginin eşleniğinden bahsetmek istiyorum. Yığınlar arası kombinasyonundenkliğinden, yürek çarpıntılarının gürleyen meltemler karşısında şahlanışından. Asimanındoğum sancılarının maviyle buluşan sabahlarında, birbirini arayan milyarlarca ruhun siyah,beyaz gecelerde karşılaşma olasılıklarının gerçekleşme ümidinden. Milyarlarca çığlığın, birbirini bulmak için avaz parçaladığı, debdebeli rüyalarıngerçekleşmesine yüklediğimiz asgari umutların,…

İşçi Çocuk

ellerimde kış ihanetisoğuğun yara iziçocuktumbir başınapiç gibi koca göbekli şehirlerde yüzümde yaz lekesiyersizdi güneşin ölçüsüz öfkesigöçme mevsimi artıkçirkinlerinçocuktum, işçiydim bir pikabın kasasındaçocuktum, işçiydim, aç bir ölüydüm

Arka Fonda Zbigniew Preisner Çalıyor

Bu çağda her şey ağızdan çıktığı an anakronikleşir.Bu çağda Onurlar ”Ah” çekmezler.Bu çağda Ahmedler AVM katlarında konuşulur.Bu çağda ”bu çağda” diye başlayan insanlar okunmamalıdır. Kendilerini toplumdan soyutlamaya çalışanlarYeni bir toplum modeli yaratırlar.Sahneye çıkan seksizmi kınar.Sahneden inen seksizme sarar.Bir sincap, ağzına…

Eksilen

“Fazilet hazır mısın?” diyor babam, “Şiir haftasında okuyacağın şiiri ezber ettin mi?” Ettim babacığım diye atılıyorum; önüme düşen asi perçemi geri atarak. İstersen şimdi hemen okurum, tek nefeste… “Şimdi olmaz,” diyor babam; bond çantasını eline alıp, kapıdan çıkarken. “Hatırlat! Dinleyeyim…

Öksüz Bir Karadeniz Türküsü

Sakin ve hüzünlü bir Karadeniz Türküsü çalarGece kadar derinGece kadar uzunGece kadar hasretlik doluYeşil yapraklar bakar gözleriyle yollaraBembeyaz yaseminler açar o an anılarAy parlağı gecenin en köründeYalan sanır şarkılarda dökülen gözyaşlarınıOlanca yılların yorduğu bakışları yalan sanırOysa tüm öksüzlüğüyle aşka hasretinAyağına…

Hasret

Sevgilim Koşmak seninle bir diyar boyu Dünyanın bir ucuna birlikte uçmak Gözlerini içmek gibi sayısız arzum var Bedenim senden uzak olsa da Ruhum sana zincirlenmiş gibi Hangi köşeyi dönsem Sokağım hep sana çıkıyor Sende bir nicelik var Bir sonsuzluk ibaresi…

Kuşatma Göklerin Matemi

Ne güzel bir şenliktir hasretin,Ne şenliktir serpilmek şimdi yanaklarından al taneSerpilmek, budak budak.Dudak havzalardan aşağı yeşermiş tohumlarlaGöğsümde bitmiş ocağınNur tane elbiseler ile sükut ederYazgında ay parçamSenem suretine,Yazhanem. Düş kırığım, kim ne eylesin beldemden, ak akçe kararmış bir bohça ile geçmesin,Mabedimden…

Kulağımdaki Çınlama 500 Bin Lira

Günlerdir hiç şikâyet etmeden yanan soba biriktirdiği kurumu, “Artık yeter!” diyerek Furkan’ın yüzüne boşalttı. Bu yüzden ağzındaki kömür tadıyla uyandı. Yüzünü karartan kurum, on ikisinde uyuyup on üçünde uyandığı bu sabah, sanki hayatının nasıl geçeceğinin ön gösterimi gibiydi. Dün böyle…

Nasılsın Kendim? Nasılım?

Her zaman başkalarına sorduk bu soruyu, kendimizden başka herkesi, her şeyi merak eder olduk. Başkalarının mutlulukları ve mutsuzlukları o kadar ilgilendirdi ki bizi, biz biz olalı kendimizi unuttuk. Nasılsın? Neler yapıyorsun? Nasıl geçti günün? Hayallerin ne? Planların neler? Başkalarının hayatlarını…

Konyalı Kamil

İş arkadaşım Konyalı Kamil, dişlerini yaptırmak için aylardır fabrikadaki arkadaşlar arasında kulis yapıyordu. Bazen Alman kalitesi güzeldir. Alman dişçilerinde yaptıracağım arkadaş. Adamların her şeyi kaliteli bazen da fikrini değiştirerek “Yok arkadaş! En iyisi Türkiye´de yaptırmak, Atatürk boşuna ‘Beni Türk hekimlerine…

Yanağına Deniz Basmış Akdeniz

Ey dağlarını kurban edenYanığına deniz basmışHüzünlü yoldaşKayalıkların mı ağlasınŞelalelerin miKime dert yanasınYana yanaKimden hayır alasınŞimdi kül dağlarında ölü ceylanlar yatarŞimdi kül dağlarında kahpelikUzanmaz koridorlardan elleri sanaNe eşin yoldaşın sağabilir yaranıNe falezlerinden dökülenlerBir efkar sarar üstünüDuman dumanEn karasındanBir efkar ki eylemez…

Üç Karanlık Kitabesi

XI. Methiye (Sub) Gözlerin; rüyanın dokusundaki gerçek, masal dağındaki hayal, mavi bir çöl ve çiçek açmış bulutsu bir gök. Gövden; Elif’in omurgasındaki kavis, Aşur’un önünde salınan Dicle ve ruhun tanrıya karıştığı mekân. Gülüşün; müjdelenmiş bahar, cennetin kapısındaki bin rüya ve…

Günebakan Yalnızlık

Gün, meşru müdafi doğuyor.Karanlık bir ayazdan başka, hissedilen hiçbir şey olmadı.Önceydi,Öyle bir karanlık ve öyle bir ayazdın ki, kana susamıştın.Bir soğuk buz kesiyordun tenimden içeri,Öylesin bir yalın ayaktım, öylesin bir çıplaktım ki,Ayaklarım üşüttüm.Bir parmağımı azlettim canımdan içeri,Bedenimden içeri hapsoldu bu…

Seulement Toi

Garip bir güz hikayesidir buMavi karanlığında sabanlarımınSenin saçların dalgalanıyorBenim kalbim durmaya yakın Açıkça söylüyorum sen kadersinSen kaderin yazamadığı gerçeksinSeni kutsal bir emanet gibiBağrımda saklıyorum, seniYalnız seni.