15 Ağustos 2026

Bakış Acıları

balkonların koşulsuz nefesi güneş,altında kaçamak aşkların ihtişamlı gözlerisonra uzağa düşlerini fısıldayacak sevgililer bilmezler ki her gün bir zelzeledir cebimdeağır ağır kışı beklerken korkak kedi gözlerinin büyüdüğü sokakduvar iki bakış ardıustasını unutmanın seneyi devriyesinde herkes fragmanı güzel bir filmin kaybeden oyuncusuha…

Caniler – Üçüncü Mektup

İkinci mektubu okuduğum zaman öğrendiklerimden çok öğrenemediklerimin ağırlığıyla ezildiğimi hissettim. Saat de ilerlemişti. Diğer mektubu okuyacak gücü bulamadım kendimde. Zihnimin boğulduğunu, kalbimin sıkıştığını iyiden iyiye hissetmeye başladım. Mektubu bitirince bir sürü cevapsız soru doğmuştu. Mektuplarda yazanlar bir başka, bizim “aile”…

Ruhu Olan Et Yığını

Sümer tabletlerinde köle, efendisinin malıydı. Özgürlüğünün bedeli, ona biçilen değerin iki katıydı. Akatlarda hür birisi cinayet işlediğinde failin kölesi öldürüldü. İşledikleri cinayetlerin diyeti köleleriydi. Antik Mısır’da köle sayısı kralların ve asillerin gösteriş biçimiydi. İbraniler köleliğe dini ve hukuki kitaplar ile…

Buz Beyazı Gölgeler

Topraktan gelip toprağa döneceğimizi bilmemize rağmen, denizlerin ve gökyüzünün mavisine, ağacın yeşiline özeniriz de hiçbirimiz bize hayat verenin rengine bürünmeyi aklımızdan bile geçirmeyiz. Beyaz bir sayfa aldım önüme, suluboyalarımı çekmeceden çıkardım. Derin bir nefes aldım, kafamı beyaz sayfadan kaldırıp yeni…

Talancılık

Hakikat, sancılı bir adanmışlıkla kendini var eder,Nitekim bir içten doğuş örneğidir buAdanmışlığa giden yolda her bir adım, bir iç güdümsel meydana geliştir.Her geliş bir amacı temsil eder.Ve her bir amaç, bir talan ediştir.Talan merkezli olay ufku, oluşa dökülür.Ve hizmeti, hezimeti…

Mavi Hikâye

İstanbul mavidir… Mavi de İstanbul… Methiyelerin hakkını sonuna kadar veren o canım şehir! Sokaklarında kaybolamadığım şehirlere bir türlü ısınamayışım da senin yüzünden zaten. Başka nerede bulunur ki mehtabı batırıp, güneşi anason kokusuyla doğurmanın hazzı? Eski dar sokakların şimdilerde ayaküstü uğrak mekânlara…

Mihemedo

Tarihin saklı sayfalarına gömülü bir türkü vardır memleketi anlatan, mihemmedo…Kurdu, kuşu, ağacı anlatır,yakılmış köyleri, kurumuş su gözelerinden bahseder,gökyüzüne seslenir açılsın diye,bulutlara ağıtlar yakaryakılmış ve yıkılmış yüreklere bakarken,elma kokusuyla savaş olur mu hiç,mihemmedo…Bir nar çiçeği küser mi hiç,sevdasından vazgeçer mi insan,karınca…

Kuyu

Müzeyyen abla bizim için yer yatağı yapmıştı. “Açsanız,” dedi; şefkatle bize uzanan sesini kocasının duymasından korkarak, “Açsanız bir şeyler yapıveriyim çarçabuk…” Açtık, hem de çok; ama sesindeki, “Benim adam duyarsa, seninkinden fena yapar Fazilet abla, yatıverin ne olur.” çığlığı içimize…

Kardeşim – İkinci Mektup

İlk mektubu okuduktan sonra hemen tekrardan kutuya koydum, iyice kapattım. Bu kutunun çok bilinmeyene gebe olduğunu düşünüyordum. Aslında kutuda pek bir şey yoktu. Ben çocukken alınmış birkaç oyuncak, muhtemelen bebekken giydiğim patiklerim bir de ilkokul karnem vardı. Bunlardan ziyade benim…

İKİSİ ufak B’İRİCE

İnsan, çocukluk kahramanlarından bile…Doğrultmaya yakın belini…Tiksiniyor! Bir insanın domateslerden nefret etme sebebi tadı veya kokusu dışında bir kavram da olabilir.Yani bilmiyorum belki de ona dokunan eldir.Ona yüklediği manadır.Aç kalasınız metafor yönetmenleri! Ya da yemeği…Tatmadan tuz bocalayan bir kızın…Bakteri hasreti? Annem…Gece…

Ahenk

Bahar oldu, yaz oldu, kış oldu.Kalpte arzu fişek oldu.Sevdanın halleri gelmiş oldu geçmiş oldu“E” halinden “den”e doğruTadı balken ara sıra acı oldu;Hüzün insanı anlamaya mihenk oldu taş oldu…Soranlar cevabı kendinde buldu…Sormadan yanında bulunanlar eş oldu yoldaş oldu…Bir kahvenin kırk bin…

Bu Gece İstanbul’da Beklenen Var

Siz nereden bakarsınız bilmemBen ağır giden bir vapurunÜstünden martı çığlığında baktım hepAy tutuluyordu Galata üstündenSarayburnu’nda balıkçı oltasına takılmışKıvrak istavritin sessizliği tutmuştuBekri Mustafa’dan eser kalmamıştıMotor sesleriyle dağılan teknecilerdeYunuslar gizli saklı şehrin derinlerindeBaktım bir gece vakti Kız Kulesindeki girdabaİçine ne dertler çektiYosun…

Modern Hayatın Salgın Hastalığı Kronik Yalnızlık

Hayatın keşmekeşi, hepimizi görünürde çok yoğun ve meşgul olarak tanımlamasına rağmen daha fazla para kazanmak için ikili ilişkilerimizden feragat etmek zorunda bırakmaktadır. Tüm bunlar görünürde daha refah bir hayat yaşamayı amaçlasa da aslında insanı derin bir yalnızlığa itmektedir. Oysa insan…

Ehli Keder

Ölü balonlar diyordu Gecenin sonbaharına yaslanmış bak! Galata’ya doğru tramvay sesi Yağmur da bizim için ince ince Güzeldim de üstelik kararan bulutlarına İnat Ben bir güzeldim Leyla abla Güneş kadar parlak Su kadar maviydim Soğukta burnumun ucuna bakardı Leyla abla…

Ankara/Küçük Kirli Kız Çocuğu/Menekşe Gözlü Kadın

Soğuk bir Ankara sabahı. Hani o ayazı, ayaz, kurusu kuru olandan. Elleri buz tutmuş.  Burnunun direği kırılmış. Ayak parmaklarını hissetmiyor.  Neden sabahın köründe Kızılay’da, Meşrutiyet Caddesindeki köprüde hiç bir fikri yok (Yıl 1998 ve O Anadolu’dan kalkıp gelmiş bir öğrenci…

Beş Kere Saliha

Saliha, çok uzun zaman geçti, hatırlamak seni Artık gül kokmuyor, oksijen solumuyorsun. Beni ise her anı, kalp yetmezliğine savurur. Az zamanlı ömrüm. Garip alışkanlıkların, hala unutmadım yansımaları çok Mimiklerin gelir akla, üç nokta Ve sırf sen yağmurda ıslanmıyorsun diye artık…

Yedikule Rüya Lunaparkı

Yıkım işlemine önce benim bilet kulübemden başlayacaklarını duyunca şaştım doğrusu. Koca lunaparkta, benim emektar kulübemden başka yer mi kalmadı? Belediyeden gelen adamlara, onu en sona bıraksanız olmaz mı? Daha doğru düzgün vedalaşamadım da dediğimde; suratıma, unutulup gitmiş bir dili konuşuyormuşum…

Beni Yalnız Koyma İstanbul Sabahlarında

Beni yalnız koymaSıcak ve sessizİstanbul hafta sonu sabahlarındaBirdenbire anılar düşüyor aklımaBirdenbire sıkıyor içimiHesaplar sorgulamalarTerazi hep devriliyorDağıtıyor masayı ağırlıklarAdaleti kalmıyor hayatınHep ağır basıyor bir yanO bir yan hep içimi eziyorBeni yalnız koymaSıcak ve sessizİstanbul hafta sonu sabahlarındaÇayın tadıRüzgârın serinliği yitiyorGölge gölgesiz…

Pastoral Yalnızlıklar

Cırcır böceği, hangi taraftan zifirileri deliyor sesin? Hangi mırıltıları susturuyorsun da kulağıma ninni söylüyorsun hadi uyu dercesine; söyle bana neredesin? Göremiyorum seni, gelsene usulca sokul yamacıma sarayım seni bitkin kollarımla. Ateş kırmızısı kanatlarını öperim belki ıslak dudaklarımla… Yalnızlığımın dostu, ruhumun…