15 Ağustos 2026

Olmalı

Ben sele kapılmadanBoğulmaz kelimelerim satırlardaGörüyorum geliyor en azından sesi… Yakamıza yapışmışZemheri yalnızlıklarınCemresi mi düşüyor? Yok, yok…Olur mu ki?Ya olursa! Yok saydığımız,Yerini unuttuklarımız var.Bir göz-ışığıBir yürek çarpıntısı meseleAnımsadıkça gülümsemek hatta… Yok, yok…Olur mu ki?Ya olursa! Üstelik adı bile konmamışÖmrü henüz çok…

Beynimde Davul Sesleri

“Evet, aynen öyle; beynim davul ve içerden kıyamet sesler ile tokmaklanıyorum. “Sus kimseler duymasın.” diyor birileri… “Sustukça sıra sana gelecek.” diyor diğerleri. “Susarsan yıkılır bu kent!” diyor ötekiler… Bir de ben, “Hasretinde bilinç maskaradır buralarda, farkındalık biçare, anlam ölü bir…

Güneş Lekesi

Güneş yine doğdu kendi yönündeBir kuş havalandı ağaç dalındaBir kedi sokulup uyuduğu o karton kutudan çıktı.Bir insan uyandı yine sabaha.Yıpranmış çığlıklar susuk,Tükenmek bilmemiş hayaller şimdi silik,Rüzgara meydan okuyan ayakta kalışlar savruk,Yağmurun az hüzünlü çayı şimdi kederli.Dünya döndü kendi yönünde,Ay saklandı…

Bahçesinde Gerçeğin

Öğle vakitleri akşama bağlanırken, güneş sarı renginden yavaş yavaş turuncuya döndüğü vakitlerde, herkes işlerinden evlerine dönme koşuşturmasındayken genellikle çıkardı bahçesine. O gün de aynısını yaptı. Balkon kapısını açtı, yüzünü güneşe doğru tuttu. Gözlerini kapattı belki yirmi belki otuz saniye kadar.…

İçindeki Harmoni

Loş bir ortam. Kırışıkları, kusurları kapatan cinsten belki de yalan söylerken onları ele veren gözleri de bi nebze…  Derin sohbet halindeler. İkisinin de birbirinden habersiz bir şekilde bu halden mutlu oldukları bir hal bu. “Maddenin üç hali değil hani o…

Katil

Akıbet, yedi kuşak sonra yakarışları bezenmiş Göbek bağları vakitsiz kesilen, ömrü törpülenmiş Kabilin torunlarıdır bu kavm-i cemil Zaman suretlerde defnolur Doğum sancıları nüfuz eder her bir benliğe Zapt edilemez bir öcün alameti yeryüzüne kıyam eder. Her yakarış Habil’i doğurur, buketler…

Reyhan Şerbeti

Yüksel Hanım’aSabah kuşları uzayan uykuları ister dururduSakız yorgan pamuk ayaklarında keyifteYüksel Hanım bir ahu dilber kuşu koynundaİncecik beli kahve sürmesi gözlerindeAnneanne kırlentleri misafir bucağındaEski fotoğraf çerçeveleriEdibanımlardan bir çığlık yükselirdi bazı hazin gecelerindeHas komşu kızı Selvinaz, yangından kaçar gibi geçerdi çatıdanBir…

Defne Yaprağından Büyüteç

  “Sor bakalım Neriman teyzene bir istediği var mıymış pazardan?” dedi annem. Her defasında kendisinin sormayıp bana sordurmasına söylenerek, demir parmaklıklı camı tıklattım. Bunu, felçli komşusuna gönülden bir yardımdan ziyade, mahalleden kadınlarla toplanıldığında, “Her pazara gidişimde soruyorum inanır mısınız? Ama…

Sinekler

Sinekler. En çok kulağımı seviyorlar. Kaç tanesi orada kayboldu saymadım. Elim elimin üzerinde. Sanki daha az önce şu fırçayla, önümdeki tabloya bir pencere çizmemişim gibi hareketsiz. Pencereden giren havanın hareketlendirdiği tül ara ara yüzüme vuruyor. Savuşturamıyorum. Duvak takmadım. Taksam savuştururdum.…

Remil

Teselya büyücülerinin avuçlarında mavi Ege küresi. Bu kürede yerin yüzü vecd, yerin yüzü bin âlem ve yerin yüzü bin ada. Hepsi Danyel’in parmak uçlarındaki Akdeniz. Hepsi Troya rüzgârlarında yırtılan tacir kumaşıydı yelkenlerimiz. Bu ömür ırmağında binlerce batık idik. İyi bir…

Amor Mio

Amor mio, Tanrıçam!Bin yıllardır aranıp duranO sonsuzluk suyunun başındakiÖlümsüz prensesler gibiYaşlı bedenime sonsuzluğu bağışladınDudaklarından aşkın alevleriniTanrısını unutmuş ruhuma üfledin Amor mio, tanrıçam!Tapınmayı unutan kalbimeKölen olmamı ve ruhumu adamamı sağlıyorsunBen ki her türlü ululuğa karşı çıkmışOysa ışığının altında kaybolmaktanKendini anlamayanÇaresiz bir…

İçimde Bir Arabahmet

Yaprak güzeli mahzun izlerken penceredenGün batımının turuncu renginiİçimde bir Arabahmet tüter dururEski günlerine hasretYanı başında şehre artık çok uzakBir kuş uçar üstündenBir bulut geçerİçimde tüter de tüterEn çok akşamüstüleriTellerin ardından batar güneş kalbimeUzak dağlara gölge düşerBoyunlarını büker ekşilicelerHazırlanır geceye hazinÇocukların…

33 Numara Ayaklı Sevinçler

İkindi güneşi palazlanmıştı apartman boşluğuma, sıvası dökülmüş bir balkonun içinde tek ayağı kırık bir sandalyeye enlemesine oturmuş, validenin bayatlamış çayının vermiş olduğu mayhoşluk hasebiyle bunalıyordum. 33 numaralı, kırmızı renginde kurdeleli terlikleriyle balkondan sarkıp, 3. kattan sokakta oyun oynayan akranlarına bakıp…

Dr. Gani Türk’ün Romancılığı

Eline kalem alan herkesin kitap basabildiği bir dönemin içerisindeyiz. Bu durum; ne eline kalem alan yazarın ne de kitabı eline alan okuyucunun suçu. Bu, yeteneksiz bir sürü tüccarın matbaa, yayınevi açarak piyasayı çamur deryasına döndürenlerin suçu. Yeteneksiz tüccarların pazarlama piyasasındaki…

Söz ve Resim

Eğer benim gibi ilköğretim yıllarınızı 1980-90 lar döneminde tamamlamış ezberci öğretim müfredatına maruz kalmış bir bireyseniz nam-ı diğer Sosyal Bilgiler dersinin tarih kısmına giriş kısmına ait hafzlarınızda kalan bilgi muhtemelen aşağıdaki gibi olacaktır. Tarih öncesi dönem: Taş devri (Kaba Taş…

Kağıt kesiği

İyi kızdı Sevim. Geldiği şehri taşırdı üstünde. Sakin ve uysaldı. Yemekhane kuyruğunda önüne geçenlere ses etmezdi. Dayanamayıp, Sevim demiştim bir gün; eğer bu arsızlara bir kez sert çıkarsan, anlarlar yerlerini. “Boş ver,” demişti; “Birkaç kişi yerimi alsa ne fark eder?”…

Dağ Sevinci

Seviniyorum seniBunu sakın unutmaAy ışığını güneşten aldığına yemin ederkenArşın arşın parlarken gök, yıldızların sesiyleGöbek bağı henüz kopmamışken çocukluğumunve Dünya kararlıyken bir tur bindirmeye, nefislerin üzerineÜç yüz altmış beş gününü dahaDüşünüyorum seniDüşüne-yorumsamacıDüşüne-bilirDüşüne-dizeler veDüşüne, pek çok şey sığar. Oralarda bir yerlerde, kavuşuyorum…

Yalnızlık Değil, Merdümgiriz

Merdümgiriz Farsça kökenli bir kelime olmakla birlikte, insanlardan kaçan, kalabalıktan hoşlanmayan kimse olarak açıklanır. Benim için insanlardan kaçmak yalnızlıkla eş anlamlıyken, birçoğumuzun ise korkulu rüyasıdır. Peki bu dünyaya yalnız geldik ve yalnız göçecekken bu korkunun sebebi nedir? “İnsanları tanıdıkça hayvanları…

Karahindiba

üfledikçe dağılıyordu dertsiz dilekler afrikaya kadar gitsin istiyordu çocuk tılsımlı tüycükleri hayatın soğancığında yetim şarkılar toplardı kapı kapı sokakta yamandı ama saklambaçta birinci kapı önü terliklerini sevmezdi kalabalık bir felaket gibiydi teyzelerin entarileri üfledikçe dağılıyordu düşe bakan tüycükler rüyasındaki şekerlemeler…

Bu hiç adil değil!

“Bu hiç adil değil!” Diline pelesenk olmuş bir nida oldu bu, bugün  oğlum küçük Uzay’ın. (Hangi adalet dağıtılan çizgi filmden duyduysa:) Süt içmek istiyor! Kefir değil; kefir veriyorum: El  cevap: “Bu hiç adil değil!” Beklenti, paket cips; verilen, ev yapımı,…