10 Ekim 2026ISSN 3150-0757

Zamansız’ın seçtiği kitaplar satışta Kitap Mağazası

Öykü

Ayna

İçimde ağlayan biri var dedi Nejat; susmuyor anne… “Madem susmuyor, bırak ağlasın,” dedi annesi. “Nereye kadar ağlayabilir ki?” Bilmiyorum dedi Nejat, sonsuza kadar belki…                                Turuncu muşamba serili masanın güneş vuran kısmında taze fasulye ayıklayan annesine baktı. Saçındaki birkaç boncuğu düşmüş tokasına,…

Küf

Altı yıl, altı ay verdiler bana. O soyu bozuk Yusuf’ u öldürdüm. “Mahallede itibarı vardır, kaç yıllık komşumuz, yapmaz öyle şey!” demiş anneme, Terzi Necibe. Annem de kovmuş evden. Arkasından çok ağlamış, en küçüğümüz Şehriban söyledi. Geçtiğimiz perşembe, görüş gününde……

Naile’nin Çığlığı

Ahretliğim Feride’m, en son mektuplaşmamızın üzerinden bir hayli vakit geçti; sanki ben yazmayı unuttum, sen de beklemeyi. Bu saman kâğıt, bakkaldan kalıp sabun alırken gözüme ilişti; şunu da ekleyiver Hüsrev Efendi dedim, sabunun yanına bir karton yumurtayı koyarken. “Ne yapacaksın…

Unut(ma)

Acıların sevindiren yanı olur mu? Olur… Hem de bal gibi olur. Gözünün önünde hayattaki son nefeslerini alıp, yakalandığı hastalığa hem kahrolup hem de iyi ki olanları hatırlamıyor diye sevinir mi insan? Sevinir… Hiç sevmediği hastanelere son günlerini verdiğini anlamamak güzel…

Yorgun Süt

“Ortacıya git, onunla hesaplaş.” dedi, Yakup emmi. Aç biilaç bunca yol geldim, paramı almadan hiçbir yere gidemem dedim; ya şimdi verirsin paramı ya da şuracığa yığılır kalırım yeminle. Seğiren sağ gözüyle daha bir dikkat kesilen Yakup emmi, “De bakalım,” dedi.…

Caniler – Üçüncü Mektup

İkinci mektubu okuduğum zaman öğrendiklerimden çok öğrenemediklerimin ağırlığıyla ezildiğimi hissettim. Saat de ilerlemişti. Diğer mektubu okuyacak gücü bulamadım kendimde. Zihnimin boğulduğunu, kalbimin sıkıştığını iyiden iyiye hissetmeye başladım. Mektubu bitirince bir sürü cevapsız soru doğmuştu. Mektuplarda yazanlar bir başka, bizim “aile”…

Buz Beyazı Gölgeler

Topraktan gelip toprağa döneceğimizi bilmemize rağmen, denizlerin ve gökyüzünün mavisine, ağacın yeşiline özeniriz de hiçbirimiz bize hayat verenin rengine bürünmeyi aklımızdan bile geçirmeyiz. Beyaz bir sayfa aldım önüme, suluboyalarımı çekmeceden çıkardım. Derin bir nefes aldım, kafamı beyaz sayfadan kaldırıp yeni…

Kuyu

Müzeyyen abla bizim için yer yatağı yapmıştı. “Açsanız,” dedi; şefkatle bize uzanan sesini kocasının duymasından korkarak, “Açsanız bir şeyler yapıveriyim çarçabuk…” Açtık, hem de çok; ama sesindeki, “Benim adam duyarsa, seninkinden fena yapar Fazilet abla, yatıverin ne olur.” çığlığı içimize…

Kardeşim – İkinci Mektup

İlk mektubu okuduktan sonra hemen tekrardan kutuya koydum, iyice kapattım. Bu kutunun çok bilinmeyene gebe olduğunu düşünüyordum. Aslında kutuda pek bir şey yoktu. Ben çocukken alınmış birkaç oyuncak, muhtemelen bebekken giydiğim patiklerim bir de ilkokul karnem vardı. Bunlardan ziyade benim…

Ankara/Küçük Kirli Kız Çocuğu/Menekşe Gözlü Kadın

Soğuk bir Ankara sabahı. Hani o ayazı, ayaz, kurusu kuru olandan. Elleri buz tutmuş.  Burnunun direği kırılmış. Ayak parmaklarını hissetmiyor.  Neden sabahın köründe Kızılay’da, Meşrutiyet Caddesindeki köprüde hiç bir fikri yok (Yıl 1998 ve O Anadolu’dan kalkıp gelmiş bir öğrenci…

Yedikule Rüya Lunaparkı

Yıkım işlemine önce benim bilet kulübemden başlayacaklarını duyunca şaştım doğrusu. Koca lunaparkta, benim emektar kulübemden başka yer mi kalmadı? Belediyeden gelen adamlara, onu en sona bıraksanız olmaz mı? Daha doğru düzgün vedalaşamadım da dediğimde; suratıma, unutulup gitmiş bir dili konuşuyormuşum…

Bahçesinde Gerçeğin

Öğle vakitleri akşama bağlanırken, güneş sarı renginden yavaş yavaş turuncuya döndüğü vakitlerde, herkes işlerinden evlerine dönme koşuşturmasındayken genellikle çıkardı bahçesine. O gün de aynısını yaptı. Balkon kapısını açtı, yüzünü güneşe doğru tuttu. Gözlerini kapattı belki yirmi belki otuz saniye kadar.…

İçindeki Harmoni

Loş bir ortam. Kırışıkları, kusurları kapatan cinsten belki de yalan söylerken onları ele veren gözleri de bi nebze…  Derin sohbet halindeler. İkisinin de birbirinden habersiz bir şekilde bu halden mutlu oldukları bir hal bu. “Maddenin üç hali değil hani o…

Kağıt kesiği

İyi kızdı Sevim. Geldiği şehri taşırdı üstünde. Sakin ve uysaldı. Yemekhane kuyruğunda önüne geçenlere ses etmezdi. Dayanamayıp, Sevim demiştim bir gün; eğer bu arsızlara bir kez sert çıkarsan, anlarlar yerlerini. “Boş ver,” demişti; “Birkaç kişi yerimi alsa ne fark eder?”…

Mavi Bisiklet

–Birinci Mektup- Bu mektubu bugün bulduğum için çok üzgünüm. Üzerindeki tarihi görünce bile içim bir tuhaf oldu, yüreğim bayıldı. Dizlerimin bağı çözüldü, olduğum yere yığılmamak için zor zapt ettim kendimi. Kâğıt eskimiş, pul olduğunu düşündüğüm şeyin sadece bir parçası kalmış,…

Durak

Resepsiyondaki solgun yüzlü genç, karşı duvardaki televizyondan 2003 yılına ait bir maç izliyor. Belli ki tuttuğu takımın tarihinde gururla yer alan, akıllara kazınan maçlarından biri. Gördün mü Bektaş Abi? Diye heyecanla bağırıyor. Ne maçtı bu! Şampiyonluk maçından bile önemliydi bizim…

Günaydın

Usulca açtı gözlerini, hep yaptığı gibi yastıktan kaldırmadan başını sağ taraftaki pencereye doğru çevirdi ve derin bir oh çekti. Her sabah olduğu gibi aynı yerde rızkını bekliyordu. Yavaşça yatağından doğrulmaya başladı, çok tuhaf her zaman hissettiği ağrı yoktu bu sabah.…

Gün Gelir Unutulurmuş Tüm Emekler

Yaz sıcağının yavaş yavaş bastırdığı günlerde, artık ellili yaşlara yaklaşmak da üzereyken, iki elindeki torbalar ki hayatı boyunca da hep ağır gelmişti, daha da ağır gelmeye başlamıştı. Yokuşu çıkarken daha yorgun, daha halsizdi artık. Attığı her adımda, özellikle de köşe…

Adı Adalet Olsun

Adı Ahmet’ti. 82 milyon insanın yaşadığı bir ülkede 41 milyon 722 bin erkeğin arasında yaklaşık 1 milyon 735 bin kişinin sahip olduğu sıradan bir isme sahipti. Bu da her kırk erkekten birinin adı Ahmet demekti! Herkesin en az bir tane…

Çarşıda

Çarşıda ellerinde torbalarıyla yürürken, balıkçının önünde durdu. Tezgâhtaki balıkları gözlerinin kırmızısına, pullarının parlaklığına değin süzdü. Sonra etiketlere ilişti gözleri: “Hamsi 25 TL, Çipura 40″… Kendi kendine, “Ulan bu mevsim de balık yiyemeyeceksek ne zaman yiyeceğiz” diye söylendi. Zaten elim kolum dolu bir de…