5 Eylül 2026

Edebiyat

uçurtmak

tan sanrısı kelâm güneşe uzanan çocukluk şekersiz uçurtmalar daha dün gibi;                                                 gelin çiçekleri akşamdan belli, belirsiz olana yol… geceye akan bir yalnız trende gençlik uçurtmalar kaldı kökümüzde kökümüzde şaraba banan aşk-ı hüsran sus şiir sus! yine yüklenir bahar        …

Saatçi Yahya

Başucumdaki saatin tik tak, tik tak sesi odanın içerisindeki sessizliği yaramaz bir çocuk gibi baltalıyordu. Tik tak, tik tak, tik tak sesi bir süre sonra kulağıma bağıran bir gece canavarına dönüşmeye başlamıştı. Hiç de nazik değildi bu ses. Huzursuzluk doluydu.…

Ölüm Mahkumu

ve galiba bu sana son mektubumtükenmemişti oysa lügatımda harfler biliyorumayak seslerinin gürültüsündesana dair neler neler düşürmüştüm yüreğimeve süzecektim daha onları koğuştahayalini çizdiğim duvarlarla konuşurkengörüş günü okuyayım diye ezberleyecektim sana amaolmadı insan ömrünü nasıl da heba edebiliyormuş şimdi şimdi anlıyorumo yetmediğini…

Anason

Gecenin gölgelerini anlat birazBiraz daha kalayım birazcık daha…Dönüşleri olmayan adaya bağlı Yaşlı büyük parmak uçların Baba dehliz ,koca mercan, yaman sanrı Başucumuzda gür nefesli devGecenin rüyasını anlat biraz Biraz daha kalayım birazcık daha…Trenler vardı yurtta Öğrenciler pembe yanaklı tombul olan…

Suyun Masumiyetini Sev, Kudretinden Bahsedeni Taşla

Tılsımın sesiydi kulağına fısıldayan, “Bin kokulu rüzgâr seni bana üflüyordu, bin renkli bahar seni bana fısıldıyordu. Taştan taşan cengâver bir hafızaydın ama bir türlü uyanmadın ve bozkır kervanlarının dörtnala olan çığlıkları altında tepinilen su havzalarına dönüştün. Kerimeler adına hakkın için…

Aşk Kapısı

 III. Methiye ( Arz Kapısı ) Gözlerin; dokuz kollu şamdanda yanan sekiz günlük yeşil yeşim şamaş mumu ve ayrıca cennetten düşen yeşil zeytin tanesi. Kirpiklerin; yeryüzüne kılıç getirmeye geldim diyen İsa Mesih’in ayeti. Gözlerine sıra sıra dizilmiş bir ok ordusu;…

Düş

Düş’ün kavrayamadığı bir düş var bende Hangi kelimeyi tutsam Bozuk bir saat gibi yanlışYa eski bir heyecanın ağıtıYa çocuğunu sev(e)memiş bir babanın gözyaşları Elde yaşanmışlıklardan kalmış heybem İçinde gece yarısı şairlerinden saklı kalmış bir kaç kelime Ki manaya durmamış dahaÖğütüp…

Güzide Falcı

ey güzide falcı!ah, nasıl da emin bir duruşeteğimden döküleni yılan pulu sanan divanede ki bileyim kerametini niçindir kabusu uykularının? işte bak, bileyiverdin öfkeyibir hortlak gibi hissiz yüz sen ki bir zamanların lordu!incisi hep bu kıyılarınbastonu yüreğinde görüyorum artıkiki büklüm, düşkün!

Rüzgara Dua

Kaktüs Kış ayının ilk gününde başlayan bir ahitten bahseder Nasrani bir levha. Bu levha, “sofada kül, kış gibi ölü. Ormanda ses, dağ gibi uğultulu’’ kehanetiyle yatar. Ve sonra bu levhanın devamında “Habibi Neccar Dağı kayalarına saklanmış kitabı bulun çünkü bu kitap…

NA’PIYON

Napolyon hakkında “Para! Para! Para! “ dan başka bir şey bilmeyen sevgili okur. “ Olur mu L.n? Napolyon kirazından bile haberdarız eyvallah” çı saygı değer kapalı çarşı esnafı! Pek kıymetli ekmek arası sucukcular ! Değerli “Hamlet işte abi! olmak yada…

Mutlak Sevgi Mağduru Kekeler

Aynı dertten muzdarip kekeler; Promethaus, İsa, Melekî tawus, Yezid bin Muaviye Mektup (I) Uyun-ûl ‘eyan… Feslî hezan… Ve Rabb olan ilah çamurdan yaratılmış, eşyanın ismine nail Âdem’e ateşten yaratılmış meleğe secde etmesini emretti. “Asla!” diye cevapladı onu melek ve “Senden…

Ateş Buğday ve Metal

Yıldızların akşamüstü sakinliğinde, serin rüzgârların şahitliğinde demlenen zaman bir çay kadar vaz geçilmezdir. Bu nefes demlenmeleri bahar yağmurlarının serdengeçtisidir. Her nefes verildiğinde yağmur umudu taşıyan bulutlar hüznüne dönüşür zaman. Bir şeyler ölür, bir şeyler eksilir ömürden, fakat karşılığında yeni anlam…

On Yedi Mart Mektubu

Arz Yunan koylarında lir, Frigya bozkırlarında kaval ve Mezopotamya hilalinde beş nevbet davul; “zamanla duygular çürümez, insan çürür’’ der. Çünkü insan anın kuşkusudur ve bu zamanla yanılmanın tuzağı olur. Tevhid halkasında pervane dervişler arşın su üzerinde bulunduğu zamandan beri bilir…

Zaman Pazarı

“Günlerden, günü bin yıl ömürlü bir Pazar günü akşamıydı. İn-cin herkes dışarıdaydı. Yok hükmünde serseri bir zaman diliminde Bilge Ay Dede ve Güneşin Çocukları, önüne gelen ile çarpıp, oradan oraya yok olan yıldızlar ile gökyüzü tarlalarında cirit atıyorlardı. Günlerden saati…

Araf

Kirpik uçlarını geri isteyen Kanserli bir çocuk gibiyimElimde sararmış fotoğraflarlaAnılar deryasında kulaçsız yüzüyorum Kaç sevmişlik geçmiş başımdanKaç gülmüşüm kerelerce unutmuşumYaprağı dökülmez, dalı kurumaz Devrilmez bir çam sanmışım kendimi Hazana zamansız yakalanmışHenüz kanada durmamış güvercin yavrusu gibiyimNe uçmayı becermişimNe sığınacak liman…

Puşi

köle ağıdı efendi dilindeakmaz tek damla yaş fikri muannitkoltukaltımda bir neşteraksa ya irin koynumuzdan aşağıher yok oluş, yokuş mutluluğunmuştusu zerre kalmayacağısaymayanın insan ne geldiyse başımıza dedi babamtopla eteğinden kimsesizliğinipörsümüş suratlıların nazarındanpuşimiz yüzünden geldi

Sarımsak ve Düzenli Manita

Sevgili “L.n dino! Şöyle ağız tadıyla aşk konulu bir makaleni okuyamadık”çı kekelerim! Pek değerli “yaz da millet aşk nedir”i okusun”cu yazarına toz kondurmayan fundamantaliter hayranlarım, kıymetli “Coşma Dino! Senin o tarz hayranın yok”çu psikolojik danışmanlık ve rehberlikçiler. Pek muhterem “İnsan…

Ötekilerin Kefareti

Yaşamın içindeki sevinç ve keder, insanın anne karnında hayat bulduğu andan mezara duhul olunan ana kadar verilen bir hükümdür derler. Adı yazgıdır. Ne bir fazla ne bir eksik. İnsan ne bir adım ileri ne de geri gidebilir. Senin için ölçülür…

Altı Aralık Mektubu

Kapan Kâinatın sesi insanın kalbidir. Benim kalbimin sesi gülüşündür. Sonra o sesli gülüşün aldı rüzgârını ayrılığa gitti. İki dağ arasındaki eşikten uçuruma koştu. Zor zamanlardı ve rüzgâr esiyordu. Çalılar alıp başını gitti. Ağaçlar da gitmek istiyordu. En son kayalar ve…