8 Ekim 2026ISSN 3150-0757

Zamansız’ın seçtiği kitaplar satışta Kitap Mağazası

Edebiyat

İncelen Yerden

Ruhum diyorum, ruhum! Dehlizlerinde gezindiğim kalbimin tüm kıvrımlarında sancısını duyumsadığım ve kan kırmızı akşamlarda sancı sancı damıttığım Ruhum diyorum, ruhum! Zamana kırık bir ezgiyle sunduğum sabahlarımın hırçın beklentisi ve suya inerken kanamaklı türküleri çocukluğumun Ruhum diyorum, ruhum! Şimdi olan ve…

Gün Gelir Unutulurmuş Tüm Emekler

Yaz sıcağının yavaş yavaş bastırdığı günlerde, artık ellili yaşlara yaklaşmak da üzereyken, iki elindeki torbalar ki hayatı boyunca da hep ağır gelmişti, daha da ağır gelmeye başlamıştı. Yokuşu çıkarken daha yorgun, daha halsizdi artık. Attığı her adımda, özellikle de köşe…

Beyaz Kelebekler Çağı

(kalbi beyaz, yüreği beyaz, önlüğü beyaz güzel insanlara)Mühürleri gönüllerinde gömülü birer nehirdiler. Gölgeleriyle beraber akıp giderlerdi çorak zamanlara. Uyku ülkesineydi yolculuk… Akıp akıp eksiliyorlardı.Sesler başkalarının şarkılarıydıO yüzdendir ki güller biraz küldüHer hazan birer bülbüldüAn ölümcül bir şekilde yaralıydıZemheri yalnızlıklardan da…

Adı Adalet Olsun

Adı Ahmet’ti. 82 milyon insanın yaşadığı bir ülkede 41 milyon 722 bin erkeğin arasında yaklaşık 1 milyon 735 bin kişinin sahip olduğu sıradan bir isme sahipti. Bu da her kırk erkekten birinin adı Ahmet demekti! Herkesin en az bir tane…

III. VII. Mektup

Rüya   Gecenin ruhu dağın gürültüsüdür. Çünkü rüzgâr doğanın terzisi, terazisi ve ayrıca elbisesidir. Kör bir arif diyordu, ‘’ doğanın fikri insan hayatının olmaması üzerinedir’’   Tanrı; iyiliği insanın rahmine, kötülüğü ise insanın kalbine bırakır. Ve burada rahim insanın ruhunu…

Elma Kokulu Çocuklar

Ne kâğıt, ne kalem, ne şiirDolmuyor gözlerimin ucundaki boşlukVe ellerim titrek bir kelebekKanatlarım yükünü bırakamıyorBir yağsam,Bir yağabilsemYağmur olup hüzünlerimden arınsamVerimsiz toprakları yeşertsemElma kokularıyla gezinsemBir çocuğun yanağında çukurBir annenin memesinde süt Ne kağıt, ne kalem, ne şiirKaranlığı parçala(ya)mıyorDört duvar bir de…

Mut’lu’k Zamanı

mut’lu’k’ zamanı I.bir kuluçka dönemindeyim,altıncı haftasından başladım dağılmaya. mut’lu’k’ zamanı II.safir, elyaf elbiselisükse, esmer bir kimse mut’lu’k’ zamanı III.kalifiye prollerin, rölyefçi hallerimübalağadan bir eksik dalı mut’lu’k’ zamanı IV.salkım bahçemin armadilloları,miraçta gasp edilmiş yeri. mut’lu’k’ zamanı V.üç kuruşluk dil altı hapları,cam…

Hiypnos

Tekinsiz kaldırımlar aydınlanıyorGün beşiğinde halâ geceninBoş bir küvete bakıyor adamKapıyı bekleyen pabuçları eskimiş şehrinHalının püskülleri yırtılmışGün uyanıyor gecedenGüneş şaçlarını okşuyorİsli mutfak perdesininAynada çirkin bir yansımaGıcırdayan melodi günaydın merdivenlerindeBir çocuktan olmalıBoyası dökülen duvara bu hediyeEkmekler sıcacık akşamüstü cengindeTavana bakıyor adamGece kömür…

Öyle Değilmiş

Bir düş. Başlangıcını ve bitişini bilmezsin hani. İstediğin kısmını, istediğin biçimde görürsün. Uyanmamaya direnirsin. Hâlbuki gözlerin açıktır. Sesler gelir, kokular. Düşünü güçlendirecek her şey bir araya toplanır. İyi mi kötü mü bilemezsin. O an önemli olan yalnızca odur. Düşün. Düşün…

Serseri’m Tuhaf

Aynamın kayıplar köşesinden seslenir,Bir düş uzatmış olduğumVe çehremin bulaçlarında özdeştiğim akımlar Yüzümden silinen bir fena asetonlu anlamlar,Aklımın ücra, zeytin ekmek kapıştığı,Zamanın eriyen saatlere karıştığı ve daha bir yanımEsirger ve bağışlar mizaçlara muskalaşmış.Daimi ve lakin tokatlar kervanına küstahtır.Anne yakarışlarına kulak kabartışlarımızOluşan…

Çarşıda

Çarşıda ellerinde torbalarıyla yürürken, balıkçının önünde durdu. Tezgâhtaki balıkları gözlerinin kırmızısına, pullarının parlaklığına değin süzdü. Sonra etiketlere ilişti gözleri: “Hamsi 25 TL, Çipura 40″… Kendi kendine, “Ulan bu mevsim de balık yiyemeyeceksek ne zaman yiyeceğiz” diye söylendi. Zaten elim kolum dolu bir de…

Karnaval

Bu bir ceset karnavalı Belki havalı bir davet ismi lazım değile; Eyvahı bol ama imlası hep bozuk… Bu bir ceset karnavalı Cenaze işleri müdürlükleri; Geriye kalanlardan geriye kalanlar… Uzun hava laga luga, Devire teslim aşk! Tokat gibi öl hücre Şimdi…

Söz Kapısı

V. Methiye (Yedi Kapı) Nefesin kırk makam ve kırk anlam içerisindeki Hisar. Dügâh perdesindeki inci. Dört yüz yıllık acemi Aşiran durağı. Kalemin Arami bir yazıtta mor Süryani. Ceylan dersinde Pazar buhuru. Turabidin’deki Sayfo incir kokusu. Sözün yedi Yunan bilgesinin halkı…

Ayrılığa Üç Durak Kala

Ayrılığa üç durak kala Hava soğuk ama güneşli İnsanlar kuru dallar kadar anlamsız Ayrılığa üç durak kala Ben Hala  Seni Seviyorum Yazık Yıkılsın Cümle Balat Fener Ayvansaray  Eyüp yıkılsın Umrum mu Yıkılsın tüm kötü gün barındıranlar Toz olsun Karışsın havaya…

Ah O Gemide Ben de Olsaydım

Mele Lokman’a, “Yav mela, duydum ki sen muska yazıp adam uçurabiliyormuşsun. Baban xeyrine bize de yaz bir tane, biz de bir iki tur uçalım” demişliğime, “Lan oğlum; adamlar demiri uçurup aya çıktılar siz hala kâğıttan medet umun. Hasittir oradan! Muskaymış?”…

uçurtmak

tan sanrısı kelâm güneşe uzanan çocukluk şekersiz uçurtmalar daha dün gibi;                                                 gelin çiçekleri akşamdan belli, belirsiz olana yol… geceye akan bir yalnız trende gençlik uçurtmalar kaldı kökümüzde kökümüzde şaraba banan aşk-ı hüsran sus şiir sus! yine yüklenir bahar        …

Saatçi Yahya

Başucumdaki saatin tik tak, tik tak sesi odanın içerisindeki sessizliği yaramaz bir çocuk gibi baltalıyordu. Tik tak, tik tak, tik tak sesi bir süre sonra kulağıma bağıran bir gece canavarına dönüşmeye başlamıştı. Hiç de nazik değildi bu ses. Huzursuzluk doluydu.…

Ölüm Mahkumu

ve galiba bu sana son mektubumtükenmemişti oysa lügatımda harfler biliyorumayak seslerinin gürültüsündesana dair neler neler düşürmüştüm yüreğimeve süzecektim daha onları koğuştahayalini çizdiğim duvarlarla konuşurkengörüş günü okuyayım diye ezberleyecektim sana amaolmadı insan ömrünü nasıl da heba edebiliyormuş şimdi şimdi anlıyorumo yetmediğini…

Anason

Gecenin gölgelerini anlat birazBiraz daha kalayım birazcık daha…Dönüşleri olmayan adaya bağlı Yaşlı büyük parmak uçların Baba dehliz ,koca mercan, yaman sanrı Başucumuzda gür nefesli devGecenin rüyasını anlat biraz Biraz daha kalayım birazcık daha…Trenler vardı yurtta Öğrenciler pembe yanaklı tombul olan…

Suyun Masumiyetini Sev, Kudretinden Bahsedeni Taşla

Tılsımın sesiydi kulağına fısıldayan, “Bin kokulu rüzgâr seni bana üflüyordu, bin renkli bahar seni bana fısıldıyordu. Taştan taşan cengâver bir hafızaydın ama bir türlü uyanmadın ve bozkır kervanlarının dörtnala olan çığlıkları altında tepinilen su havzalarına dönüştün. Kerimeler adına hakkın için…