15 Ağustos 2026

Ruh Çürümesi

Kendini her yerde arayan ruhum ağzımdan dökülüyordu. Bastırdığım duygular yaralarımı deşiyor, tüm hücrelerimi nefessiz bırakıyordu. Nasıl durduğumu ve nasıl göründüğümü obsesif bir şekilde kontrol ediyordum. Gözlerimin içine bakıp her bakışın yarattığı sancıyı takip etmeye çalışıyordum. Beynimin içi acılar ve travmalarla…

Had/siz

“Bu yaştan sonra” diye başladı cümlesine, gerisini dinlemedim. Oysa bir beş yıl önce ateşli tartışmalara girerdim. Her zaman kazanamazdım. Hatta karşımdaki bir laf cambazı ise zayıf noktamdan yakalayıp realist olduğum konulardan mevzuya girerek görünen çerçevemin sınırlarını hatırlatınca yumuşar, haklılığını kabul…

Göl Kitabesi

Bekleme Kapısı An, ruhumuzun her şeyi sıkıştırdığı ve gövdemizin hiçbir şey yaşayamadığı zaman. Medeniyet, gerçeğin üzerine kurulmuş bir tuzak. Kentler, ruhumuzun uyuştuğu rahatlık. Hastalık, insana gebe şişkinlik ve anıları bozan yara. Susunuz lütfen! Çünkü mantık, anlamsız denge. Gerçek, sonsuzluktan ibaret…

Revan

Bir ay dede hikayesi geçse istasyondan Saçları dökülmüş bir kadın ürkütse seni durakta Dilek koşul kipleri çufçuflasa rayları Ne vakittir sesinde sızasım var Ne vakittir bir beladır gölgesinde baht ağacının Bir ölüm var bugün de bir kadın sesinde Yola bakan…

Solungaç

Sen şimdi çok güzel bir uyku halindesinSana yemin olsun kiçok güzel bir uyku halindesinuykunda darılar, mastar ekleri, alüvyal topraklarçıplak ayaksın, çıplak bir ayak.berrak bir suyun üzerinden duran çıplak ayaklarSen şimdi çok güzel bir uyku halindesinBerrak bir suyun üzerinden durançıplak ayaklarEllerine…

CEHENNEM TABURU

Genzimde tutuşan bir günde, sırtı çatırdıyor dağlarınKayboluyor yüzümü uyandıran korkuDilimde kuş tüylerinin yırtıcı serüveniÖlümsü denklemlerin altında,Aklım suda eriyen kağıtlarla dağılır. Evrensel ruhla gelen yaşamımİdeolojik dünyanın elleriyle bölünürKimliğini kazanan bir gölgeyim şimdiHümanist tanrıların veÜzümperest şarapların var olduğu kadar vardım. Belki varlığımın…

Aralıklar Aralıklar

Saçlarından fırlayan rahvan atlarDört nala koşarken üstüme üstümeBir esmer kadın güzelliğindeVe yaz günüdür ille deNe dağlarda gezen yörüklerNe şehrin gri evleriBir nehir akarCan verirBakışlar ah bakışlarÖylesine yakınDerin çok derinUzak ulaşılamayacakKemer tokalarının ışıltısını saranSimsiyah derilerin esaretindeDeliklerden sızdığı kadardır şimdi aşkAralık günü…

Kuyruklu Yalan

Ben seni hiç özlemedim ki!Gözlerimde ki yaşlara bakma,Yalancı onlar. Ben seni hiç özlemedim ki!Ben kovaladıkça,Karşıma dikilen hayallerin de yok.Ben seni hiç özlemedim ki! Dokunuşlarını da unuttumKirpiklerimi okşamanı da.Ben seni hiç özlemedim ki! Birinden çıkıp, diğerine yuvarlandığımKuyular gibi gözlerini de unuttum.Ben…

Çok Dilli Beyin

Kozmopolit dünya yapısında insanların sosyal, siyasal, kişisel farklılıkları önemli bir yer tutar. Bu farklılıkları ifade etmek için sembolik bir dile ihtiyaç duymaktayız. Duygularımızı, düşüncelerimizi, davranışlarımızı anlamlandırıp ifade etmek için dil bir araç rolündedir. Dünya yapısına baktığımızda insanlık, tarihten bu yana…

Pastörize

Genç kadın başında yazması, elinde kovası ahırın yolunu tutar. Sağar Sarıkızı. Sarıkız köyün en yaşlı ineği, Mezopotamya gibi bereketli ve bilgedir. Genç kadın makineleşmiş elleri ile incitmeden sağar Mezopotamya’yı. “Maşallah” der. “Aferin sana” Mezopotamya’nın sütü pirüpaktır. Su katılmamış, hilesiz, tıpkı…

Yazarlarımızdan Rabia Çelik Çadırcı’nın, Müesser Yeniay’la Röportajı

Müesser Yeniay’la “Güller Yükseliyor Dumanlar Gibi” üzerine… Öncelikle kutluyorum yeni kitabınızı. “Güller Yükseliyor Dumanlar Gibi” içerisinde yer alan şiirlerinizin yaratım süreci ve poetikası hakkında neler söyleyebilirsiniz? Beş yıl aradan sonra şiirlerimi okurla paylaşmak gerçekten heyecan verici. Buradan Müesser Yeniay şiirini…

Ben’de Cinnet; Biraz Absürt Biraz Edebi

Soğuk buralar…  Dışarısı ayaz soğuğu, buz soğuğu , kurşun soğuğu, bomba soğuğu… İçerisi kış soğuğu, yalnızlık soğuğu…  Televizyonu açtım, televizyon ölümden, savaştan, nefretten, evlilik programlarından, çarpık ilişkilerle bezeli realite showlardan geçilmiyordu, televizyona bir kafa attım.  Televizyona bir şey olmadı, kafam…

Lâl ve Gece

Kentin kalabalığından uzak, sarmaşıklar ile bezenmiş, loş ışıklı bir köşe başı kahvehanesidir burası. İşlektir, uğraktır kendini bulanlara, belki de kaybedenlere. “Hüzünle gelen geceyle gider.” diyordu biri. Bir adam gelirdi buraya. Kandillerini yakıp gelirdi, dönüş yolundaki bu mistik kahvehaneye. Üstünde bir…

Badem Ağacı

Bu gözler neler gördü neler. “Di” li geçmiş zamanın birinde. Üç doğrunun bir yanlışı götürdüğünü gördüm. Gecenin yarasını gün kapatıyordu tan sessizliğinde. Toprağın yangınını gördüm. Bir şeylerin geç kaynadığını. Fokurdadığını suyun ve doğurduğunu gördüm bollukla, sabırla toprağın. Meyve verir elbet…

Mektup

“Canım annem,Seni çok özledim. Bu bayram da gelemedik. Ersin, fabrikadan izin alamadı. Ablam daHollanda’dan size geleceğim deyince en azından biz beraber olacağız diye sevindik. Bavulumhep gözümün önünde, sanki her an geri dönecekmişiz gibi. Ablam “Alıştık artık, bizimhayatımız burada” dedi mi…

Resim

“Yerini yol kılabilmiş kişi, yönünü yük olmaktan çıkarmıştır, hafiftir artık…” Oruç Aruoba Geldiğimden beri odamdan çıkmıyorum; bugün bir hafta olacak. Sığınma evindeki diğer kadınlar sanırım bu duruma alışık. Bir iki tanesi dışında kapımı çalan olmadı. “Bekleyeceğiz,” dedi içlerinden biri, duydum.…