8 Ekim 2026ISSN 3150-0757

Zamansız’ın seçtiği kitaplar satışta Kitap Mağazası

Edebiyat

2024 MARDİN BİENALİ VE MIHEME ABÊ

              Dan dan dan! Dalandan, dalamayandan… Sanatın şebeke suyundan, kimlik efendilerinden, kimliksizlerden! Kavramdan, felsefi sanattan, sanat felsefesinden, zamandan, zamansızlıktan, mekândan, mekansızlıktan! Zaman var ama mekân yok diyenden… Yok yok, zaman yok ama mekan var diyenden… Bu da olmadı; o zaman…

MODERN SANAT SINIRLARI: BEDEN POLİTİKASI VE PROVOKATİF SANAT

    Sanat, bireyin kendi dünyasının derinliklerine ulaşmada önemli bir rol oynar. Birey, sanat aracılığı ile kendisini derinlemesine tanır ve iç dünyasındaki karmaşıklığı keşfeder. Çağdaş sanatla birlikte, geleneksel anlatıların dışına çıkılarak izleyicileri düşündüren, rahatsız eden, toplumsal normları sorgulayan modern sanat eserleri…

III. XVII. Mektup (Kürt Kitabesi)

IX. Methiye Gözlerin, Kudüs Fatihi Belek Gazinin kalbi. El Halil kapısındaki rahmet. Ela, asi ve Kürdî. Göğüsün, Medya Sofrası. Mesture Hanımın ayak izleri; zorbaya direnç ve Golgota Tepesindeki peygamber katline havari. Kavgan, korkunç Pers ordusunun dizginleri; aziz ve muzaffer Yunan…

SANATTA MEKÂN ROLÜNÜN YENİDEN TANIMLANMASI-MEKÂN SOYUTLANMASI

Sanat, gelişen teknolojinin etkisiyle dönüşüme uğramış ve dijitalleşme sürecine adım atmıştır. Bu dönüşüm, geleneksel sanat anlayışını değiştirmiş ve sanat eserlerinin üretim şekli ile sunumu arasında birçok yenilik getirmiştir. Dijitale dönüşüm sürecinde ‘’mekân ‘’ kavramı ise yeniden tanımlanmış ve fiziksel bağlamdan…

Hacamat

Batan gün değildi bu gün, bir sürü düğümlenmiş hayat. Sonra sonu olmayan olasılıklar yumağı ve entegre olamayan bir kaç fikir, korkular da var tabii Öylesine boşluğa bakmalar, Feci  salmışlıkları da gördüm ama görebileceğim  en kötü şey ne olabilir ki dedikten…

KARIN AĞRISI

Terkos suyu derlerdi Şebeke suyuna Bir zamanlar… Ağzını çeşmeye dayayıp Kana kana içerdi O suyu çocuklar… Şimdilerde Karın ağrısından Hüküm giymiş ‘şebeke suyu.’ Damacana su siparişi bekliyor şehirler…

SESİMİ DUYAN VAR MI?

‘Hüzün ki en çok yakışandır bize’ demiş şair. Coğrafya kaderdir sözünün kedere dönüşmüş imgesi gibi bir dize bu. Aklım dağınık ve kırışık tınılarla daha çok karışıyor.  Bir sabah uyanıveriyoruz, bir şehir beton yığınları altında kalıyor. Bu hangi kelimenin tarifidir bilinmez.…

Mezmur

Şiir dök saki Bu gülüş başka sevilmez Kokusu miski amber olan o güzel Sözlerle anlatılmaz                  “Anonim” Işık geldi önce ve sonra söz Söz adını fısıldadı toprağa Yaban gülleri adınla filizlendi Semanda döndü…

Toroslar

“O iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler.” Yaşar Kemal Minibüs, Toroslar’ın zirvesine doğru zikzaklar çizerken hararetlenen motorun gürültüsü hüzünlü bir melodi gibiydi. Akdeniz’in eylül sıcağı adeta yaz sıcağı gibi tepemizdeydi. İkindi vaktinde sıradağların eteklerine doğru uzanan güneş, bodur…

Naat

Salkımbacak, kereste, öküz, Domino taşı, dinamo, Dinozor, Dîn, Do, ve re Her şeyin özü olan sessiz bir kul taşıTakva sahibi olan binici atların şerefine yuvarlanan Boynuzları eğri duran pek bir müstakbel karnı burnundalarSözlerin lafıgüzaf kabul edildiği bir iç mekan  Dilin nasıl bir kas gelişimini sonuçlandığına hayran kalınacak…

YAPAY ZEKÂ EDEBİYATI VE EDEBİ ANLATIDA BİLİNÇ AKIŞI

              Yapay zekâ, korkunç bir hız, arz ve taleple neredeyse hayatımızın her alanında bütün ipleri eline geçirmiş durumda veya ele geçirmek üzere. Yazarından fabrikatörüne, siyasetçisinden çiftçisine kadar herkes yapay zekânın nimetlerinden faydalanmak için sıraya girmiş durumda ve yine herkes kendine…

Gözlüğü Kafasından Büyükler

Nedense seni gördüğümde hep tanrı gelir aklıma ya da tanrı aklıma geldiğinde seni düşünmüşümdür, bunu çok düşündüm, ‘neden?’ diye, sonradan aklıma geldi; biz seninle sohrap okurduk hep, sonra tanrıyla savaşımızın arasına sen girerdin yatıştırmak için. Bir gün oturdum, ama böyle…

ŞEHRİN KARŞI KIYILISI

İki ayrı yüzüyüz İstanbul’unBen başka bir senSen başka bir benİki kavuşmaz yakayızDüğmesiz iliksizİki farklı kulesiyiz İstanbul’unSen denizde dalga içindeBen tepede rüzgârlara direnenGörsek de beyaz vapurlarıBeyaz martılar izin verdiğinceSissiz ve hissiz İstanbul sabahlarındaKonuşup görüşemeyiz uzak yakınlıklardanİki medeniyetiz İstanbul içindeSen surlarla kaplıBen…

3 Aralık Dünya Engelliler Günü

‘acımak, ruhunda sinsice efendiliği taşıyan sahte sevgi dürtüsüdür.’ 3 Aralık Dünya Engelliler Günü -Hitler’in katlettiği ve diğer tüm yanlış, yetersiz yaklaşımlardan dolayı mağdur olan tüm engellileri anarak- Birleşmiş Milletler tarafından 1992 yılında alınan kararla, BM İnsan Hakları Komisyonu 5 Mart…

Nakşeylemin Dürtü

Ellerimde tuttuğum ve içerlemiş olduğum hülyalarda Tadında henüz misvak gibi kokuların kapı araladığı Lila tonlarının kayıpsanmış huzrunda, gölgeliklerime nazaran Kuşanmış olduğum pelerinler konsepti ve süt beyazı masumiyetleri Kıvranışlarda, yani gölge mevsimlerde yıpranışlarım, pek âlâ, pek iyi, pek bir koy aslında.…

Ey Sek İçilen Fikirler 8

Tanrı sizi lanetlemiş bunu çok iyi biliyorum bayım, ertesi hatıralarınızın bir gün batımı suda kaybolması hiç hayralamet değildi çünkü. Bana bir şey sorma, sağır burnumun ve kokuyu alamayan parmaklarımın işlevsiz kaldığı aşikar… Ve dahi çok marifetsiz çok yakışsız çok bilmem…

Toprağı Toprakla Pişirirler

Şimdi akının yasına durduğum yaştayım. Yasımın yaşımı kemirdiği demde. Gül eskimiş bir fiil olarak uyuyor kundağında. Derler, doğduğun vahaya tükenişin ilk sayıklanışı olduğunu; yürüdüğün yola, başladığın yere döneceğini. Şimdi sandıklar içine konulmuş sandıkların kilidiyim. İçimden içeriye hapsettiğim yığınların ebeliğini yapmamı…

Firuze

“Kaçta geleceksin?” “İşim bitince” “Neymiş işin acaba?” “Of anne, sal beni arkadaşlarım bekliyor görüşürüz, sen ye yemeğini.” Bak edepsize, iyice yoldan çıktı bu çocuk, yüzüme kapattı telefonu. Neyse on dakika geçsin bu sefer mesaj atarım. Geçmiş, başla Firuze. “Kaşkol var…