Yazarlarımızdan Zeynep Çelik, yeni romanı " Yaşamadığım Bir Gün" çıktı. Tuna çukur açmayı seviyor. Toprakla bağı dedesinden geliyor. Çukur açmayı ondan öğreniyor. Önce çiçeklere sonra insanlara. Bir mezar kazıcı olarak açtığı her çukur içine doğru giden bir kuyuyu daha da derinleştiriyor. Kendisini kazıyor Tuna. Duygu karışıklıkları hayal kırıklıklar Devamı
Hakikat, sancılı bir adanmışlıkla kendini var eder,Nitekim bir içten doğuş örneğidir buAdanmışlığa giden yolda her bir adım, bir iç güdümsel meydana geliştir.Her geliş bir amacı temsil eder.Ve her bir amaç, bir talan ediştir.Talan merkezli olay ufku, oluşa dökülür.Ve hizmeti, hezimeti ile gelen talancılıktır bu.Bir yaşamsal ihtiyaçtır, motivasyon davasıdır var o Devamı
İstanbul mavidir… Mavi de İstanbul… Methiyelerin hakkını sonuna kadar veren o canım şehir! Sokaklarında kaybolamadığım şehirlere bir türlü ısınamayışım da senin yüzünden zaten. Başka nerede bulunur ki mehtabı batırıp, güneşi anason kokusuyla doğurmanın hazzı? Eski dar sokakların şimdilerde ayaküstü uğrak mekânlara dönen, değişen insan profiline ra Devamı
Tarihin saklı sayfalarına gömülü bir türkü vardır memleketi anlatan, mihemmedo…Kurdu, kuşu, ağacı anlatır,yakılmış köyleri, kurumuş su gözelerinden bahseder,gökyüzüne seslenir açılsın diye,bulutlara ağıtlar yakaryakılmış ve yıkılmış yüreklere bakarken,elma kokusuyla savaş olur mu hiç,mihemmedo…Bir nar çiçeği küser mi hiç,sevdasından vazgeçer mi insan Devamı
Müzeyyen abla bizim için yer yatağı yapmıştı. "Açsanız," dedi; şefkatle bize uzanan sesini kocasının duymasından korkarak, "Açsanız bir şeyler yapıveriyim çarçabuk..." Açtık, hem de çok; ama sesindeki, "Benim adam duyarsa, seninkinden fena yapar Fazilet abla, yatıverin ne olur." çığlığı içimize çökmüştü. Yattık... Pervazla tül arasındaki boşluktan, son Devamı
İlk mektubu okuduktan sonra hemen tekrardan kutuya koydum, iyice kapattım. Bu kutunun çok bilinmeyene gebe olduğunu düşünüyordum. Aslında kutuda pek bir şey yoktu. Ben çocukken alınmış birkaç oyuncak, muhtemelen bebekken giydiğim patiklerim bir de ilkokul karnem vardı. Bunlardan ziyade benim için son derece önem arz eden şey bu mektubun varlığıydı. Annemin defin işleri, g Devamı
İnsan, çocukluk kahramanlarından bile…Doğrultmaya yakın belini…Tiksiniyor! Bir insanın domateslerden nefret etme sebebi tadı veya kokusu dışında bir kavram da olabilir.Yani bilmiyorum belki de ona dokunan eldir.Ona yüklediği manadır.Aç kalasınız metafor yönetmenleri! Ya da yemeği…Tatmadan tuz bocalayan bir kızın…Bakteri hasreti? Annem…Gece uyumadan önce yap Devamı
Bahar oldu, yaz oldu, kış oldu.Kalpte arzu fişek oldu.Sevdanın halleri gelmiş oldu geçmiş oldu“E” halinden “den”e doğruTadı balken ara sıra acı oldu;Hüzün insanı anlamaya mihenk oldu taş oldu...Soranlar cevabı kendinde buldu...Sormadan yanında bulunanlar eş oldu yoldaş oldu...Bir kahvenin kırk bin yıl hatrı oldu,Hatır gütmeyen bir kısmına beyhude birer tane sunul Devamı
Siz nereden bakarsınız bilmemBen ağır giden bir vapurunÜstünden martı çığlığında baktım hepAy tutuluyordu Galata üstündenSarayburnu’nda balıkçı oltasına takılmışKıvrak istavritin sessizliği tutmuştuBekri Mustafa’dan eser kalmamıştıMotor sesleriyle dağılan teknecilerdeYunuslar gizli saklı şehrin derinlerindeBaktım bir gece vakti Kız Kulesindeki girdabaİçine Devamı
Hayatın keşmekeşi, hepimizi görünürde çok yoğun ve meşgul olarak tanımlamasına rağmen daha fazla para kazanmak için ikili ilişkilerimizden feragat etmek zorunda bırakmaktadır. Tüm bunlar görünürde daha refah bir hayat yaşamayı amaçlasa da aslında insanı derin bir yalnızlığa itmektedir. Oysa insan tek başına yaşayamaz. Belli bir zümre veya bir topluluk içinde daha Devamı
Ölü balonlar diyordu Gecenin sonbaharına yaslanmış bak! Galata’ya doğru tramvay sesi Yağmur da bizim için ince ince Güzeldim de üstelik kararan bulutlarına İnat Ben bir güzeldim Leyla abla Güneş kadar parlak Su kadar maviydim Soğukta burnumun ucuna bakardı Leyla abla Öyle deme Üşüyor muyum diye Diye diye yel eyledik Anam tarhana ederdi Devamı
Soğuk bir Ankara sabahı. Hani o ayazı, ayaz, kurusu kuru olandan. Elleri buz tutmuş. Burnunun direği kırılmış. Ayak parmaklarını hissetmiyor. Neden sabahın köründe Kızılay’da, Meşrutiyet Caddesindeki köprüde hiç bir fikri yok (Yıl 1998 ve O Anadolu’dan kalkıp gelmiş bir öğrenci olduğuna göre işin raconu da bu olabilir). Henüz yeni nesil “outdoors” Devamı
Güvenli alışveriş noktası
Hızlı ve güvenli ödeme